Osmanlı Rus harbi
sonrası yaşanan göçleri dramatize bir şekilde anlatan bir hatırat.Meşhur 93
harbi sonrası Balkanlarda,Bulgaristanda yaşanan soykırım,katliam ,göç ve
yaşananları ilk ağızdan anlatan öğretmen ve Eski Müftü Hüseyin Raci efendinin acılı hatıratından bazı notları paylaşmak
istedim.
Dilerim faydalı olur.
ZAĞRA MÜFTÜSÜNÜN HATIRALARI
Tarihçe-i Vak’a-i Zağra
Hüseyin Raci Efendi
·
Bu kitap Türklerin vatan edebiyatında en
samini,yüksek bir şahaseridir.(Y.Kemal Beyatlı)
·
Bir Türk gönlünde nehir varsa Tuna’dır,
Dağ varsa Balkandır. (sh.28)
·
…En nihayet Filibe ovası,kumsal bir mecradan
akan meriç,karşıda ağaçlıklı rodop dağları,tren uzun bir demir köprüden
geçiyor.Filibe yalçın tepeler ortasında birdenbire bir Müslüman şehri gibi
görünüyor. (sh.31)
·
Üsküp’de miladın 1392 senesinden 1914 senesine
kadar tam 510 sene oturmuştuk. (sh.32)
·
Milli islam devletimizin batıdaki birinci tabii
sınırı Tuna’dır,doğuda ise sınırı yoktur. (sh.33)
·
500 sene önce islam toprağı olmuş diyarları
gönlümüzden silip çıkarmak,kimsenin hakkı ve haddi değildir. (sh.33)
·
Bu millet,gelecek yüz yılın nesillerini,kendi
milli hedeflerine göre hazırlamalı.(sh.37)
·
Temmuz’un onuncu Pazar günü öğle namazından
çıkılırken,bütün kiliselerin rus ve bulgar armalarıyla donandığı görüldü.Çanlar
çalınmaya başladı.
İslam milleti cenaze kesilip evlerine
çekildi.
Bulgarlar ise bayramlık elbiselerini
giyinip,ellerinde şarap ve kebap,demet demet çiçekler ve yağlı güllü ekmek ve
çöreklerle ,iftihar ve sevinç içinde ,rusu karşılamaya koşuyorlardı.(sh.104)
·
Çanların can yakarcasına vahşet veren
sadaları,baykuş gibi,memleketin harap olacağını ve Müslümanların zulüm ve
haksızlık altında inim inim ezileceklerini ima ediyordu.O güzel şehir ,baştan
başa keder bulutları ile kaplandı.Bu,beyin tırmalayıcı sesler,Müslüman halkı
yürüyen ölüler haline soktu. (sh.105)
·
Halbuki rus çarı ve kumandanları,resmi nutuk ve
beyanlarında ,bu muharebeye “din ve haçlı savaşı “ adını veriyor ve bütün
Hristiyanları islam alemi üzerine tahrik ve teşvik ediyorlardı.(sh.105)
·
Minarelerden ,bütün gün edepsizler
bağırışır,Ezan-ı Muhammedi’yi haşa alaya alır ve islamiyete hakaret
ederlerdi.Müslümanları gözler,toplu gördükleri yere kurşun atarlar,kalabalık
evlere hücum edip yağma ederlerdi.(sh.110)
·
Sokaklara çıkmak imkansız,herkes evinde mahsur
ve şaşkın.Bulgar srhoş ve azgınlarının sokaklarda serbestçe dolaşıp attıkları
naralar ise yürekleri kan ağlatır. (sh.113)
·
Bükülmük Bulgarları ,yüziki Müslümanı bir
samanlığa doldurup yaktılar.(sh.124)
·
Evlere girmek,adam öldürmek,o derece arttı
ki,sokaklara çıkılamaz ve yalnız evlerde durulamaz oldu. (sh.125)
·
İslam mahalleleri,mahalle-i hamuşan’a (dilsizler
ülkesine) döndü.Hiçbir evde ateş ve mum yakılamaz ve bir ocaktan duman
çıkmaz,dehşetli bir halde idi. (sh.125)
·
Azgın bulgarlar ise ,kuduz canavarlar gibi,islam
mahallelerine saldırıp Müslümanların onar,onbeşerini birden hanelerinden
kaldırıyor,kollarını bağlayarak,kasaba kenarında,küskülerle,bıçaklarla gaddarca
öldürüyorlardı. (sh.135)
·
Baksanıza! Sizden bazıları dünkü gün yine bizim
askere karşı koymuşlar.Bunu miralay cenapları bir kere daha affediyor.Ancak
bundan böyle askere ve kosak ve Bulgarlara karşı koyan olursa,hemen içinizden
kimi isterse iki kişiyi,minareye ve camii kapısına asacaktır.(sh.152)
·
İşgal altına düştüğümüz on günden
beri,bedenimizdeki kan sanki donmuş gibiydi.Damarlarımız ve zihnimiz,dert ve
üzüntülerin çerçöpü ile tıkanmıştı.Kanımız dolaşmıyor ve zihnimiz çalışamıyordu.Üzüntümüzü
yenip,sükunetle düşünmemiz mümkün değildi. (sh.156)
·
Etraftaki tepelerde,Allahın yardımına mazhar,ay
yıldızlı şanlı Osmanlı sancaklarının dalgalanması,tabur ve bölüklerin muzafferane
geçmesi,çekilen mihnet ve elemleri unutturdu.(sh.163)
·
Herşeyden el çekmiş yatan mevtalarımızın ,beşyüz
senelik mezar taşlarını kırarak,kemiklerini kazıp
çıkarmışlardı,İbadethanelerimize hakaret edip,taassup ve hırçınlıklarından on
dört minare ve camimizi yıkıp,yerle bir etmişlerdi. (sh.166)
·
Düşman işgaline uğrayan yerlerde,sözünü
dinletecek ve başlarına geçip onları teskin ve idare edecek kimseler
bulunmadığı için,halkın şaşırıp,dehşete kapılıp,yanlış hareketler yaptıklarını
ve bu yüzden felaketlerin daha da büyüdüğünü yazmaktadır. (sh.174)
·
Hasılı kelam,onikibin müslim ve yirmidört bin
gayrimüslim nüfusu bulunan ve fethi tarihinden 1294 yılına kadar 529 sener
imarına gayret sarfedilen ,o eşsiz şehir,o mamur ve münbit Eski Zağra ,onbir
gün içinde,mahvu heba olarak,bir kabristana ve haşir meydanına döndü. (sh.182)
·
Rus elinde bulunduğu ongün zarfında,aslı bulgar
olan kosak ve intikamcı bölüklerinin,bulgar vahşilerinin türlü eza ve hareketle
idam ettikleri ve öldürdükleri Müslümanların sayısı,mübalağasız , kasabanın
içinde 1500 ve köylerde 1800 kişi olarak tahmin edilmiştir.(sh.182)
·
Camii ve mektebe hapsedilen erkeklerle,kadın ve
çocuklardan yüzon kişide türlü işkencelerle öldürüldü.Hızır
bey,külbe,canbazören,hriste,curanlı köyleri Müslüman halkı hep katliam
edildiler.Hızır bey köyünden Hacı Ali yi kendi çobanları,gazla,sakalından
tutuşturup yaktılar.
Curanlı köyünde yetmiş iki Müslümanı bir
harman içinde kolları bağlı olarak,hepsini birden öldürdüler. (sh.185)
·
Valideynim ve akrabamla beraber köyde
bulunuyorduk.Kavak ve civarı köylerden toplanmış 600 den fazla bulgar
haydudu,köyümüzün etrafını sardılar.Bütün erkekleri ve benim gibileri köyün
ortasındaki Pınarbaşına topladılar.O sırada 9 yaşında idim.Erkeklerin kollarını
iplerle bağlamaya başladılar.İnsaflı görünen bir bulgar ; - bu çocukları ne
yapacaksınız, bunları salıverin dedi.Bunun üzerine beni,benim gibi küçük
çocukları serbest bıraktılar.
Babamı ve annemi öldürdüler.Oradan
kurtulunca çiftliğimize girdim ve bir ağaca çıkarak hali merak ve endişe ile
gözlemeye başladım.Biçare babamı,yakınlarımı ve diğer Müslümanları kolları
bağlı oldukları halde,kurşun,bıçak ve sopalarla işkenceyle öldürdüler.Vakanın
dehşeti hala gözümün önündedir.
Cesetleri Kıptilere taşıttırıp ,kerpiç
kuyusu içine attılar.Bu facia,akşam ezanına yakın vakitlerde icra
ediliyordu.Vakanın dehşetinden fena olmuşum ki,ağaçtan inerken düştüm.Geceyi
annemin yanında geçirdim.
Ama ertesi günü eşkıya bulgarlar tekrar
köye gelerek,kadın ve çocuklarıda katliam etmeye başladılar.Bu esnada dragan
adında tanıdığımız bir bulgarın karısı beni bir fıçının içine gizledi.(sh.186)
·
Cilkova köylü topal dobra adlı habis,dokuz tane
masum bakir kızcağızların ırzına geçip üçünü koru içinde öldürmüş;Hızır bey
köyünde de hayli Müslümanı katletmiştir.Bu kızlardan ikisi,canbazören köyünden
Uzun Rüstem’in kızlarıydı.
Adı geçen bu köylerde Müslümanların
öldürülüş şekilleri,Şarki Rumeli idaresinin sancak mahkemesindeki zabıt
defterlerinde kayıtlıdır.Çünkü sonradan Bulgarlar,bunların mallarına varis
olabilmek için,öldüklerini ve nasıl öldürüldüklerini birer birer ikrar ve isbat
etmişlerdir. (sh.187)
·
Oğlan Hızır adlı köyde,yalnız bir kuyuda 75
cenaze bulunup çıkarılmıştır.Diğer birinden 35 cenaze çıkarılarak,geri kalan
terk edilmiştir. (sh.192)
·
İki çocuğu ile birlikte öldürülen bir kadının
altı yaşındaki bir kız çocuğu,fırın içine saklanarak kurtulmuş,dört yaşındaki
öteki kız çocuğu ise başından yaralı bırakılmıştır.Bu masumcuk,aklı başına
geldiğinde kalkarak,annesini yaşıyor zannı
ile ibrikçiği ile su götürüp; - iç ana diye ölü annesinin ağzına akıtırmış.
(sh.192)
·
Karlova da bir bulgar papazının,ayin yapılan
günde,bir demet gül çıkararak,cemaatine hitaben ; “bu güller Müslüman
çocuklarının kanlarıyla sulanmış kilise bahçesindeki bir gülün kırmızı
çiçeğidir.” (sh.193)
·
Dindarlık ve
milliyetin,devletin kuvveti;doğruluk ve sadakatin,bereket ve saadet
sebebi olduğu unutuldu.Allah korkusunun,her güzelliğin esası olduğu gönüllerden
silindi.(sh.207)
·
Ruslar ,Bulgaristana girince,Bulgarları isyan ve
intikama davet ettiler.Müslümanların silahları alınıp,Bulgarlara
verildi.bulgarlarda bu silahları kıtal için kullandılar.kosaklar ve rus askeri
bu hususta Bulgarlara yardım etmişlerdir.bu zulüm en çok ,geride kalan aciz
kadın ve çocuklara isabet etti. (sh.231)
·
Rus kumandanlarından Lihnanşayn süvari olarak
etrafı gözden geçirirken,Bulgarların Osmanlı yaralılarını öldürdüklerini
görmüştür.Biz de bir yerden geçerken Bulgarları ,öldürdükleri Müslümanları
soyarken gördük. (sh.233)
·
Bir kuyuda kadın ve çocuk cesetleri
bulundu.Dönüşümüzde süngü yahut kılıç ile öldürülmüş yüzyirmi kişinin
cesetlerini gördük.Bunların bir çoğu ihtiyar idi. (sh.233)
·
Ruslar takibinden kaçan yüzbinlerce ahali,sel
önündeki çerçöp gibi,imkanı nereye müsait olursa o tarafa akıp gitmekte,ana
baba evladını ve evlad,ana babayı terk etmekte,o şiddetli kışta,kırlarda karlar
üstünde yatmakta idiler. (sh.234)
·
İstanbul ahalisi,zengini,fakiri,sirkeci
istasyonuna indiler.Yardım,merhamet ve şefkat göstererek,acizleri ve biçareleri
evlerine aldılar.İltifat ve ikramlar eylediler.Uzun zaman misafirlerini
beslediler,muazzez tuttular. (sh.234)
·
Kargaşalıkta zevç zevcesini ve oğul,baba ve
anasını kaybederek,nice aileler perişan oldu.O sırada,Kıbrıs açıklarında vapur
batıp,dört yüz muhacir tamamen helak olup gitti. (sh.238)
·
Bu büyük felaket yüzünden Rumeli Müslüman
nüfusundan yarım milyon kadar kayıp verildiğini ve malca milyonlarca liralık
zarara uğranıldığını kayda lüzum bile yoktur.(sh.238)
·
Çocuklar bile,yalın ayak,çıplak ve aç olarak
yollara düşmüştü. (sh.247)
·
Sanki haşir günü ,için Sur’a üflenmiş ve
mezarlardaki ölülerin diriltildiği gün gelmişti.(sh.247)
·
Yetiştikleri kervanları soydular,insanları
yaktılar,öldürdüler. (sh.249)
·
Nice zenginler ,nice kerem sahibi
zatlar,yanlarına hiç para alamadan gurbete düşmüşlerdi.(sh.263)
·
Bir kaşıcık çorbaya,bir ekmek parçasına,azıcık
bir şeye,hasret çeker,bir yardım beklerlerdi.(sh.267)
·
Zavallı analar,beslemekten aciz kaldıkları güzel
yavrularını,ciğerparelerini,başkasına bahş eder,evlatlık verirlerdi. (sh.267)
·
Devleti yaşatan Rumeli diyardır,beş yüz sene
istanbulu beslemiştir. (sh.269)
·
Kula yaraşan,iyi gününde veya kötü gününde
olsun,daima Allaha kulluk etmektir.Bize vacip olan ,her zaman,Cenabı Hakka
niyaz ve dua eylemektir. (sh.277)
·
Kim Allaha itaat ve ibadeti bırakırsa,onun artık
her işi zarar olur. (sh.277)
·
Önce bize dost görünürlerdi; bak sonra
memleketimizi paylaşmak için nasıl anlaşıp,birleşiverdiler. (sh.281)
·
Bunların her biri,kendi çıkarı için,her zaman ve
hiç çekinmeden,binlerce günahsıza kıymıştır.(sh.281)
·
Bunlar yağmaya ve sömürmeye alışmışlardır.Bunların
gözleri doymaz ve hırsları tükenmez.(sh.281)
·
Gönlümüzü kan ağlatan vatan sevgisi ve
hasretidir,bizleri mecnuna döndüren
vatan özlemidir. (sh.283)
Hazırlayan
Yavuz Subaşı
·
Bizi anadoludaki rum ve ermenileri katletmekle suçlayanlar, Osmanlı imparatorluğunun felaketli günlerinde katledilen türk ve müslümanları hiç ağızlarına almazlar.Gerek balkanlarda, gerek kırım ve kafkasyada yüzbinlerce türk katl edildiler.vatanlarını terke zorlandılar.
YanıtlaSil