OKUL BASKINLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM…
2026 Yılının Nisan ayında Şanlıurfa ve
Kahramanmaraş'ta ardı ardına meydana gelen okul baskınları, Türkiye'de daha
önce benzeri görülmemiş bir şiddet dalgası olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu olaylar, toplumda derin bir infial yaratmış ve "okul katliamı" kavramını Türkiye’nin gündemine taşımıştır.
1-
YAŞANAN OLAYLAR
Olayların
Kronolojisi ve Detayları
• Şanlıurfa (Siverek) - 14 Nisan
2026:
Eski bir öğrenci olan Ömer Ket,
elinde av tüfeğiyle bir liseyi basarak rastgele ateş açmış ve 16 kişiyi
yaralamıştır. Saldırganın daha önce
okuldan atıldığı ve sosyal medya üzerinden tehditler savurduğu belirtilmiştir. Saldırgan
olay sonrası intihar etmiştir .
• Kahramanmaraş (Onikişubat) -
15 Nisan 2026:
Siverek'teki olaydan sadece 28
saat sonra, Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras
Mersinli, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okula girerek katliam
gerçekleştirmiştir. Bu saldırıda 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetmiş, 13
kişi yaralanmıştır. Saldırgan olay yerinde ölü ele geçirilmiştir.
Olaylar sadece 2 gün arayla
gerçekleşti ve ülke genelinde ciddi bir şok etkisi yarattı.
2- Yaşanan Olayların
Nedenleri ;
1. Silaha erişim kolaylığı ;
Fail evden birden fazla silah ve mühimmat
getiriyor.
2. Akran zorbalığı ve psikolojik sorunlar ;
Erken fark edilemeyen riskler öne çıkan faktörler belirlenmelidir.
3. Okul güvenliği zafiyeti ;
• Okula silahla girişin
engellenememesi.
• Güvenlik görevlisi ve girişlerde
kontrol eksikliği.
4. Aile ihmali ;
“Silahı kim verdi?” tartışması öne çıkıyor.
Evdeki silahların çocuk tarafından
alınabilmesi, aile sorumluluğu tartışmasını başlattı .
5. Ön sinyallerin ciddiye alınmaması
Yaşanan Bazı vakalarda , sosyal medya
paylaşımlarında Daha önce yapılan tehditlerin dikkate alınmaması.
3-Olaylar ve Sonrası
Tepkiler ;
A) Tepkiler ;
• “Okullar güvenli değil”
algısının yaygınlaşması.
• Velilerin ciddi korku ve panik yaşamaları.
1.
Sistem eleştirisi ;
• Eğitim ve güvenlik politikalarının yetersizliğinin gündeme gelmesi.
• Okullarda psikolojik destek eksikliğinin hissedilmesi.
2. Toplumsal çözülme vurgusu ;
• Gençlerde artan şiddet eğiliminin
etki ve sonuçlarının nereye evrileceği.
• Dijital içeriklerin etkisi ve önleyici hangi tedbirlerin alınacağı.
4- DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ ;
İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi
Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürülüyor.
Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor. Müfettiş,
öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne=babaların okuması ve kendilerine ders
çıkarması gereken bir rapor.
Türk gençliğinin içinde
bulunduğu bir durumu analiz ediyor ve “DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ “ ne işaret
ediyor.
Hayatın gerçekliklerinden
habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Şehitler için gözyaşı döken
kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam
veremiyorlar.
Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar,
ölen on binlerce insan bu genç nesli hiç ilgilendirmiyor.
Tüm acı gerçekleri çizgi film
tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
Hayatlarının odağındaki tek
şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak
görüyorlar.
Bu Nesil Kendileri için
yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller.
İnsanlara verdikleri değer, onların
isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
Hayatlarında eğlenmeden başka
bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve
tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
Dedelerinin canları , kanları pahasına
vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan
yoksunlar.
Vatan, onlar için son model
bir cep telefonundan daha değersiz.
Milletimizi bekleyen gelecek endişeli ve meçhul bir gelecek.
20 yıl sonra bu nesil, nasıl
ana-baba olacak?
Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk
yetiştirecek?
Ülkeyi nasıl yönetecek?
Vatanı nasıl savunup can
verecek?
Altın kafeslerde Uçmayı
bilmeyen kuşlar gibi çocuklar yetiştiriyoruz artık.
Çocuklar hayattan habersizler
Açlık nedir, bilmiyorlar . Çünkü aç kalmamışlar.
Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar
, çünkü Hiç susuz kalmamışlar.
Soğuk havalarda evden
çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç
titremiyorlar. Çocuklar üşüme nedir bilmiyorlar.
Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden
arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçlarına
bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir
bilmiyorlar.
Yorgunluk nedir bilmiyor
çocuklar.
İki adımlık mesafelere bile
arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye.
Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye
engel oluyoruz , evlere kapalı mekanlara kapatıp telefonlarla bilgisayarlarla
başbaşa bırakıyoruz.
Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her
şeyi önlerine sunuyoruz.
Bu yüzden varlığın ve yokluğun anlamını bilmiyorlar.
Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği
için açlara acımıyor.
Üşümek nedir bilmedikleri için
sokaktaki evsizleri umursamıyor.
Yokluk nedir bilmedikleri için
ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyorlar.
Sıcak odalarında yaşadıkları
için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşlarda ölen insanları
umursamıyorlar.
Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin,
elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın.
Müdahale edilmezse gelecek iyi
şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.
Bu sorunu Devlet derinden
hissetmeli, acil müdahaleler yapılmalı.
Bu sorunun çözümü için ciddi
çalıştaylar düzenlenmeli.
Okulların duygu eğitimi
konusunda rolleri artırılmalı.
Geç kalınmadan bu sorun mutlaka
çözülmeli.
5 –
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
1. Okul güvenliği
artırılmalı;
• X-ray, giriş kontrolü olmalı.
• Güvenlik görevlisi / polis / bekçi bulundurulmalı.
• Kamera sistemleri kurulmalı.
2. Psikolojik destek sistemi kurulmalı ;
• Her okulda rehberlik ve önleyici
erken uyarı sistemi kurulmalı.
• Riskli öğrencilerin erken tespiti.
3. Ailelere yönelik düzenleme ;
• Evde silah bulundurulması
halinde silahlar için kilitli sistem zorunluluğunun olması.
• Silahlara çocuk erişimini engelleyen düzenlemelerin yapılması.
4. Akran zorbalığıyla mücadele ;
• Zorbalık tespit mekanizmalarının
kurulup işletilmesi.
5. Önleyici istihbarat / takip ;
• Sosyal medya tehditlerinin
ciddiye alınması.
• Okul–emniyet koordinasyonunun ciddi bir şekilde sağlanması.
Genel Değerlendirme ;
Bu olaylar tek bir nedene
indirgenemiyor.
• Bireysel sorunlar .
• Aile ihmali .
• Kurumsal eksiklik. (okul güvenliği/ rehberlik yetersizliği)
• Toplumsal faktörler (zorbalık, şiddet kültürü, sanal medya )
Yaşanan bu acı olayların Ülkemizde ,
çocuklarımız tarafından tekrar tekrar yaşanmaması için , gençlerimizin
gelecekleri için hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız.
Hiçbir siyasi beklenti
olmaksızın , Devletimiz olarak , Aileler olarak , Bireyler olarak ne
gerekiyorsa elbirliği ile yapılmalıdır.
“İnsanı yaşat ki devlet
yaşasın “ sözü gereği insanımızın manevi yönüne yönelik yatırımların da
yapılması engelleyici tedbirlerdendir.
Bu vesile ile vefat eden
evlatlarımıza Allah’tan rahmet , Ailelerine tekraren sabırlar diliyorum.
Yavuz Subaşı
21/05/2026