21 Mayıs 2026 Perşembe

OKUL BASKINLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM…

 

OKUL BASKINLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM…

         2026 Yılının Nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta ardı ardına meydana gelen okul baskınları, Türkiye'de daha önce benzeri görülmemiş bir şiddet dalgası olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu olaylar, toplumda derin bir infial yaratmış ve "okul katliamı"  kavramını Türkiye’nin gündemine taşımıştır.

1-    YAŞANAN OLAYLAR

 Olayların Kronolojisi ve Detayları

• Şanlıurfa (Siverek) - 14 Nisan 2026:

Eski bir öğrenci olan Ömer Ket, elinde av tüfeğiyle bir liseyi basarak rastgele ateş açmış ve 16 kişiyi yaralamıştır.  Saldırganın daha önce okuldan atıldığı ve sosyal medya üzerinden tehditler savurduğu belirtilmiştir. Saldırgan olay sonrası intihar etmiştir . 

• Kahramanmaraş (Onikişubat) - 15 Nisan 2026:

Siverek'teki olaydan sadece 28 saat sonra, Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okula girerek katliam gerçekleştirmiştir. Bu saldırıda 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır. Saldırgan olay yerinde ölü ele geçirilmiştir.

            Olaylar sadece 2 gün arayla gerçekleşti ve ülke genelinde ciddi bir şok etkisi yarattı.

2- Yaşanan Olayların Nedenleri ;

1. Silaha erişim kolaylığı ;
 Fail evden birden fazla silah ve mühimmat getiriyor.   

2. Akran zorbalığı ve psikolojik sorunlar ;
  Erken fark edilemeyen riskler öne çıkan faktörler  belirlenmelidir.

3. Okul güvenliği zafiyeti ;

• Okula silahla girişin engellenememesi.

• Güvenlik görevlisi ve girişlerde kontrol eksikliği.

 4. Aile ihmali ;

 “Silahı kim verdi?” tartışması öne çıkıyor.
 Evdeki silahların çocuk tarafından alınabilmesi, aile sorumluluğu tartışmasını başlattı . 

5. Ön sinyallerin ciddiye alınmaması

 Yaşanan Bazı vakalarda , sosyal medya paylaşımlarında Daha önce yapılan tehditlerin dikkate alınmaması.

3-Olaylar ve Sonrası Tepkiler ;

A) Tepkiler ;
• “Okullar güvenli değil” algısının yaygınlaşması.
• Velilerin ciddi korku ve panik yaşamaları.  

 1. Sistem eleştirisi ;
• Eğitim ve güvenlik politikalarının yetersizliğinin gündeme gelmesi.
• Okullarda psikolojik destek eksikliğinin hissedilmesi.

2. Toplumsal çözülme vurgusu ;
• Gençlerde artan şiddet eğiliminin etki ve sonuçlarının nereye evrileceği.
• Dijital içeriklerin etkisi ve önleyici hangi tedbirlerin alınacağı.

4- DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ ;     

           İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürülüyor.
Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor. Müfettiş, öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne=babaların okuması ve kendilerine ders çıkarması gereken bir rapor.
           Türk gençliğinin içinde bulunduğu bir durumu analiz ediyor ve “DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ “ ne işaret ediyor.
           Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil tehlikesi ile karşı karşıyayız.
           Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
           Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan bu genç nesli hiç ilgilendirmiyor.
           Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
           Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.
           Bu Nesil Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller.  

            İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
            Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
            Dedelerinin canları , kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.
           Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz.     
           Milletimizi bekleyen  gelecek  endişeli ve meçhul bir gelecek.
           20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?
           Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?
           Ülkeyi nasıl yönetecek?
           Vatanı nasıl savunup can verecek?
           Altın kafeslerde Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi çocuklar yetiştiriyoruz artık.
           Çocuklar hayattan habersizler
           Açlık nedir,  bilmiyorlar . Çünkü aç kalmamışlar.
           Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar , çünkü Hiç susuz kalmamışlar.
           Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar. Çocuklar üşüme nedir bilmiyorlar.
          Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçlarına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.
          Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar.
          İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye.
          Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz , evlere kapalı mekanlara kapatıp telefonlarla bilgisayarlarla başbaşa bırakıyoruz.
          Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.
Bu yüzden varlığın ve yokluğun anlamını  bilmiyorlar.
          Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor.
          Üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
          Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyorlar.  
          Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşlarda ölen insanları umursamıyorlar.
          Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın.
         Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.
         Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli, acil müdahaleler yapılmalı.
         Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli.
         Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.
         Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.

 5 – ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 1. Okul güvenliği artırılmalı;
• X-ray, giriş kontrolü olmalı.
• Güvenlik görevlisi / polis / bekçi bulundurulmalı.
• Kamera sistemleri kurulmalı.

2. Psikolojik destek sistemi kurulmalı ;
• Her okulda rehberlik ve önleyici erken uyarı sistemi kurulmalı.
• Riskli öğrencilerin erken tespiti.

3. Ailelere yönelik düzenleme ;
• Evde silah bulundurulması halinde silahlar için kilitli sistem zorunluluğunun olması.
• Silahlara çocuk erişimini engelleyen düzenlemelerin yapılması.

4. Akran zorbalığıyla mücadele ;
• Zorbalık tespit mekanizmalarının kurulup işletilmesi.

5. Önleyici istihbarat / takip ;
• Sosyal medya tehditlerinin ciddiye alınması.
• Okul–emniyet koordinasyonunun ciddi bir şekilde sağlanması.

 Genel Değerlendirme ;
Bu olaylar tek bir nedene indirgenemiyor.  
• Bireysel sorunlar . 
• Aile ihmali .  
• Kurumsal eksiklik. (okul güvenliği/ rehberlik yetersizliği)
• Toplumsal faktörler (zorbalık, şiddet kültürü, sanal medya )

          Yaşanan bu acı olayların Ülkemizde , çocuklarımız tarafından tekrar tekrar yaşanmaması için , gençlerimizin gelecekleri için hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız.
           Hiçbir siyasi beklenti olmaksızın , Devletimiz olarak , Aileler olarak , Bireyler olarak ne gerekiyorsa elbirliği ile yapılmalıdır.
           “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın “ sözü gereği insanımızın manevi yönüne yönelik yatırımların da yapılması engelleyici tedbirlerdendir.
          Bu vesile ile vefat eden evlatlarımıza Allah’tan rahmet , Ailelerine tekraren sabırlar diliyorum.

 

Yavuz Subaşı
21/05/2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder