13 Ocak 2015 Salı

ESKİ ZAĞRA MÜFTÜSÜNÜN HATIRALARI

Osmanlı Rus harbi sonrası yaşanan göçleri dramatize bir şekilde anlatan bir hatırat.Meşhur 93 harbi sonrası Balkanlarda,Bulgaristanda yaşanan soykırım,katliam ,göç ve yaşananları ilk ağızdan anlatan öğretmen ve Eski Müftü Hüseyin Raci efendinin  acılı hatıratından bazı notları paylaşmak istedim.
Dilerim faydalı olur.



ZAĞRA MÜFTÜSÜNÜN HATIRALARI
Tarihçe-i Vak’a-i  Zağra
Hüseyin Raci Efendi

·         Bu kitap Türklerin vatan edebiyatında en samini,yüksek bir şahaseridir.(Y.Kemal Beyatlı)
·         Bir Türk gönlünde nehir varsa Tuna’dır,
Dağ varsa Balkandır. (sh.28)
·         …En nihayet Filibe ovası,kumsal bir mecradan akan meriç,karşıda ağaçlıklı rodop dağları,tren uzun bir demir köprüden geçiyor.Filibe yalçın tepeler ortasında birdenbire bir Müslüman şehri gibi görünüyor. (sh.31)
·         Üsküp’de miladın 1392 senesinden 1914 senesine kadar tam 510 sene oturmuştuk. (sh.32)
·         Milli islam devletimizin batıdaki birinci tabii sınırı Tuna’dır,doğuda ise sınırı yoktur. (sh.33)
·         500 sene önce islam toprağı olmuş diyarları gönlümüzden silip çıkarmak,kimsenin hakkı ve haddi değildir. (sh.33)
·         Bu millet,gelecek yüz yılın nesillerini,kendi milli hedeflerine göre hazırlamalı.(sh.37)
·         Temmuz’un onuncu Pazar günü öğle namazından çıkılırken,bütün kiliselerin rus ve bulgar armalarıyla donandığı görüldü.Çanlar çalınmaya başladı.
İslam milleti cenaze kesilip evlerine çekildi.
Bulgarlar ise bayramlık elbiselerini giyinip,ellerinde şarap ve kebap,demet demet çiçekler ve yağlı güllü ekmek ve çöreklerle ,iftihar ve sevinç içinde ,rusu karşılamaya koşuyorlardı.(sh.104)
·         Çanların can yakarcasına vahşet veren sadaları,baykuş gibi,memleketin harap olacağını ve Müslümanların zulüm ve haksızlık altında inim inim ezileceklerini ima ediyordu.O güzel şehir ,baştan başa keder bulutları ile kaplandı.Bu,beyin tırmalayıcı sesler,Müslüman halkı yürüyen ölüler  haline soktu. (sh.105)
·         Halbuki rus çarı ve kumandanları,resmi nutuk ve beyanlarında ,bu muharebeye “din ve haçlı savaşı “ adını veriyor ve bütün Hristiyanları islam alemi üzerine tahrik ve teşvik ediyorlardı.(sh.105)
·         Minarelerden ,bütün gün edepsizler bağırışır,Ezan-ı Muhammedi’yi haşa alaya alır ve islamiyete hakaret ederlerdi.Müslümanları gözler,toplu gördükleri yere kurşun atarlar,kalabalık evlere hücum edip yağma ederlerdi.(sh.110)
·         Sokaklara çıkmak imkansız,herkes evinde mahsur ve şaşkın.Bulgar srhoş ve azgınlarının sokaklarda serbestçe dolaşıp attıkları naralar ise yürekleri kan ağlatır. (sh.113)
·         Bükülmük Bulgarları ,yüziki Müslümanı bir samanlığa doldurup yaktılar.(sh.124)
·         Evlere girmek,adam öldürmek,o derece arttı ki,sokaklara çıkılamaz ve yalnız evlerde durulamaz oldu. (sh.125)
·         İslam mahalleleri,mahalle-i hamuşan’a (dilsizler ülkesine) döndü.Hiçbir evde ateş ve mum yakılamaz ve bir ocaktan duman çıkmaz,dehşetli bir halde idi. (sh.125)
·         Azgın bulgarlar ise ,kuduz canavarlar gibi,islam mahallelerine saldırıp Müslümanların onar,onbeşerini birden hanelerinden kaldırıyor,kollarını bağlayarak,kasaba kenarında,küskülerle,bıçaklarla gaddarca öldürüyorlardı. (sh.135)
·         Baksanıza! Sizden bazıları dünkü gün yine bizim askere karşı koymuşlar.Bunu miralay cenapları bir kere daha affediyor.Ancak bundan böyle askere ve kosak ve Bulgarlara karşı koyan olursa,hemen içinizden kimi isterse iki kişiyi,minareye ve camii kapısına asacaktır.(sh.152)
·         İşgal altına düştüğümüz on günden beri,bedenimizdeki kan sanki donmuş gibiydi.Damarlarımız ve zihnimiz,dert ve üzüntülerin çerçöpü ile tıkanmıştı.Kanımız dolaşmıyor ve zihnimiz çalışamıyordu.Üzüntümüzü yenip,sükunetle düşünmemiz mümkün değildi. (sh.156)
·         Etraftaki tepelerde,Allahın yardımına mazhar,ay yıldızlı şanlı Osmanlı sancaklarının dalgalanması,tabur ve bölüklerin muzafferane geçmesi,çekilen mihnet ve elemleri unutturdu.(sh.163)
·         Herşeyden el çekmiş yatan mevtalarımızın ,beşyüz senelik mezar taşlarını kırarak,kemiklerini kazıp çıkarmışlardı,İbadethanelerimize hakaret edip,taassup ve hırçınlıklarından on dört minare ve camimizi yıkıp,yerle bir etmişlerdi. (sh.166)
·         Düşman işgaline uğrayan yerlerde,sözünü dinletecek ve başlarına geçip onları teskin ve idare edecek kimseler bulunmadığı için,halkın şaşırıp,dehşete kapılıp,yanlış hareketler yaptıklarını ve bu yüzden felaketlerin daha da büyüdüğünü yazmaktadır. (sh.174)
·         Hasılı kelam,onikibin müslim ve yirmidört bin gayrimüslim nüfusu bulunan ve fethi tarihinden 1294 yılına kadar 529 sener imarına gayret sarfedilen ,o eşsiz şehir,o mamur ve münbit Eski Zağra ,onbir gün içinde,mahvu heba olarak,bir kabristana ve haşir meydanına döndü. (sh.182)
·         Rus elinde bulunduğu ongün zarfında,aslı bulgar olan kosak ve intikamcı bölüklerinin,bulgar vahşilerinin türlü eza ve hareketle idam ettikleri ve öldürdükleri Müslümanların sayısı,mübalağasız , kasabanın içinde 1500 ve köylerde 1800 kişi olarak tahmin edilmiştir.(sh.182)
·         Camii ve mektebe hapsedilen erkeklerle,kadın ve çocuklardan yüzon kişide türlü işkencelerle öldürüldü.Hızır bey,külbe,canbazören,hriste,curanlı köyleri Müslüman halkı hep katliam edildiler.Hızır bey köyünden Hacı Ali yi kendi çobanları,gazla,sakalından tutuşturup yaktılar.
Curanlı köyünde yetmiş iki Müslümanı bir harman içinde kolları bağlı olarak,hepsini birden öldürdüler. (sh.185)
·         Valideynim ve akrabamla beraber köyde bulunuyorduk.Kavak ve civarı köylerden toplanmış 600 den fazla bulgar haydudu,köyümüzün etrafını sardılar.Bütün erkekleri ve benim gibileri köyün ortasındaki Pınarbaşına topladılar.O sırada 9 yaşında idim.Erkeklerin kollarını iplerle bağlamaya başladılar.İnsaflı görünen bir bulgar ; - bu çocukları ne yapacaksınız, bunları salıverin dedi.Bunun üzerine beni,benim gibi küçük çocukları serbest bıraktılar.
Babamı ve annemi öldürdüler.Oradan kurtulunca çiftliğimize girdim ve bir ağaca çıkarak hali merak ve endişe ile gözlemeye başladım.Biçare babamı,yakınlarımı ve diğer Müslümanları kolları bağlı oldukları halde,kurşun,bıçak ve sopalarla işkenceyle öldürdüler.Vakanın dehşeti hala gözümün önündedir.
Cesetleri Kıptilere taşıttırıp ,kerpiç kuyusu içine attılar.Bu facia,akşam ezanına yakın vakitlerde icra ediliyordu.Vakanın dehşetinden fena olmuşum ki,ağaçtan inerken düştüm.Geceyi annemin yanında geçirdim.
Ama ertesi günü eşkıya bulgarlar tekrar köye gelerek,kadın ve çocuklarıda katliam etmeye başladılar.Bu esnada dragan adında tanıdığımız bir bulgarın karısı beni bir fıçının içine gizledi.(sh.186)
·         Cilkova köylü topal dobra adlı habis,dokuz tane masum bakir kızcağızların ırzına geçip üçünü koru içinde öldürmüş;Hızır bey köyünde de hayli Müslümanı katletmiştir.Bu kızlardan ikisi,canbazören köyünden Uzun Rüstem’in kızlarıydı.
Adı geçen bu köylerde Müslümanların öldürülüş şekilleri,Şarki Rumeli idaresinin sancak mahkemesindeki zabıt defterlerinde kayıtlıdır.Çünkü sonradan Bulgarlar,bunların mallarına varis olabilmek için,öldüklerini ve nasıl öldürüldüklerini birer birer ikrar ve isbat etmişlerdir. (sh.187)
·         Oğlan Hızır adlı köyde,yalnız bir kuyuda 75 cenaze bulunup çıkarılmıştır.Diğer birinden 35 cenaze çıkarılarak,geri kalan terk edilmiştir. (sh.192)
·         İki çocuğu ile birlikte öldürülen bir kadının altı yaşındaki bir kız çocuğu,fırın içine saklanarak kurtulmuş,dört yaşındaki öteki kız çocuğu ise başından yaralı bırakılmıştır.Bu masumcuk,aklı başına geldiğinde  kalkarak,annesini yaşıyor zannı ile ibrikçiği ile su götürüp; - iç ana diye ölü annesinin ağzına akıtırmış. (sh.192)
·         Karlova da bir bulgar papazının,ayin yapılan günde,bir demet gül çıkararak,cemaatine hitaben ; “bu güller Müslüman çocuklarının kanlarıyla sulanmış kilise bahçesindeki bir gülün kırmızı çiçeğidir.” (sh.193)
·         Dindarlık ve  milliyetin,devletin kuvveti;doğruluk ve sadakatin,bereket ve saadet sebebi olduğu unutuldu.Allah korkusunun,her güzelliğin esası olduğu gönüllerden silindi.(sh.207)
·         Ruslar ,Bulgaristana girince,Bulgarları isyan ve intikama davet ettiler.Müslümanların silahları alınıp,Bulgarlara verildi.bulgarlarda bu silahları kıtal için kullandılar.kosaklar ve rus askeri bu hususta Bulgarlara yardım etmişlerdir.bu zulüm en çok ,geride kalan aciz kadın ve çocuklara isabet etti. (sh.231)
·         Rus kumandanlarından Lihnanşayn süvari olarak etrafı gözden geçirirken,Bulgarların Osmanlı yaralılarını öldürdüklerini görmüştür.Biz de bir yerden geçerken Bulgarları ,öldürdükleri Müslümanları soyarken gördük. (sh.233)
·         Bir kuyuda kadın ve çocuk cesetleri bulundu.Dönüşümüzde süngü yahut kılıç ile öldürülmüş yüzyirmi kişinin cesetlerini gördük.Bunların bir çoğu ihtiyar idi. (sh.233)
·         Ruslar takibinden kaçan yüzbinlerce ahali,sel önündeki çerçöp gibi,imkanı nereye müsait olursa o tarafa akıp gitmekte,ana baba evladını ve evlad,ana babayı terk etmekte,o şiddetli kışta,kırlarda karlar üstünde yatmakta idiler. (sh.234)
·         İstanbul ahalisi,zengini,fakiri,sirkeci istasyonuna indiler.Yardım,merhamet ve şefkat göstererek,acizleri ve biçareleri evlerine aldılar.İltifat ve ikramlar eylediler.Uzun zaman misafirlerini beslediler,muazzez tuttular. (sh.234)
·         Kargaşalıkta zevç zevcesini ve oğul,baba ve anasını kaybederek,nice aileler perişan oldu.O sırada,Kıbrıs açıklarında vapur batıp,dört yüz muhacir tamamen helak olup gitti. (sh.238)
·         Bu büyük felaket yüzünden Rumeli Müslüman nüfusundan yarım milyon kadar kayıp verildiğini ve malca milyonlarca liralık zarara uğranıldığını kayda lüzum bile yoktur.(sh.238)
·         Çocuklar bile,yalın ayak,çıplak ve aç olarak yollara düşmüştü. (sh.247)
·         Sanki haşir günü ,için Sur’a üflenmiş ve mezarlardaki ölülerin diriltildiği gün gelmişti.(sh.247)
·         Yetiştikleri kervanları soydular,insanları yaktılar,öldürdüler. (sh.249)
·         Nice zenginler ,nice kerem sahibi zatlar,yanlarına hiç para alamadan gurbete düşmüşlerdi.(sh.263)
·         Bir kaşıcık çorbaya,bir ekmek parçasına,azıcık bir şeye,hasret çeker,bir yardım beklerlerdi.(sh.267)
·         Zavallı analar,beslemekten aciz kaldıkları güzel yavrularını,ciğerparelerini,başkasına bahş eder,evlatlık verirlerdi. (sh.267)
·         Devleti yaşatan Rumeli diyardır,beş yüz sene istanbulu beslemiştir. (sh.269)
·         Kula yaraşan,iyi gününde veya kötü gününde olsun,daima Allaha kulluk etmektir.Bize vacip olan ,her zaman,Cenabı Hakka niyaz ve dua eylemektir. (sh.277)
·         Kim Allaha itaat ve ibadeti bırakırsa,onun artık her işi zarar olur. (sh.277)
·         Önce bize dost görünürlerdi; bak sonra memleketimizi paylaşmak için nasıl anlaşıp,birleşiverdiler. (sh.281)
·         Bunların her biri,kendi çıkarı için,her zaman ve hiç çekinmeden,binlerce günahsıza kıymıştır.(sh.281)
·         Bunlar yağmaya ve sömürmeye alışmışlardır.Bunların gözleri doymaz ve hırsları tükenmez.(sh.281)
·         Gönlümüzü kan ağlatan vatan sevgisi ve hasretidir,bizleri  mecnuna döndüren vatan özlemidir. (sh.283)
Hazırlayan 
Yavuz Subaşı

·