2 Haziran 2026 Salı

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN BİR ÖZÜR BEKLENTİSİ DAHA VAR.

 KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN BİR ÖZÜR BEKLENTİSİ DAHA VAR. 

CHP’ye mahkeme kararı ile Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’ne geldiği gün yaptığı konuşmada FETÖ ajanlarını fark edemediği için özür dilemişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir özür beklentisi daha var. 

Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ’nün 15 Temmuz hain ve alçak darbe girişimi için “Tiyatro “ demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten FETÖ  ile mücadelede kararlı ise ;

15 Temmuz’da şehit olan kahramanlarımızdan ve değerli ailelerinden ;

15 Temmuz gazilerimizden; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan ve Aziz milletimizden 

15 Temmuz’a “Tiyatro”dediği için özür dilemesini bekliyoruz.


Yavuz Subaşı

03/06/2026

25 Mayıs 2026 Pazartesi

CHP , 1950 YILINDA NEYSE 2026 YILINDA DA AYNI…

 

CHP , 1950 YILINDA NEYSE 2026 YILINDA DA AYNI…


YIL 1950.
76 yıl önce Akşam Gazetesi yazarı Şevki Güneyli’nin 
1950 yılında Akşam Gazetesi’nde yayımlanan  yazısında CHP’yi anlatıyor.
Yazı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) hem iktidar hem de muhalefet dönemlerindeki siyasi karakterini analiz etmektedir.
Söz konusu Yazının Başlığı: "Halk Partisi iktidarda iken otoriter, muhalefette ise tamamiyle anarşisttir"

Şevki Güneyli, yazısında CHP'nin çok partili döneme geçişle birlikte değişen muhalefet tarzını şu sözlerle eleştiriyor:
Yazar, CHP'nin tek parti dönemindeki gücü elinde bulundurma biçimini "otoriter" olarak tanımlarken, sandıktan başka bir irade çıktığında veya muhalefete düştüğünde sistemin sınırlarını zorlayan, sert ve hırçın bir siyaset izlediğini ifade ediyor.
Memleket meselelerinde uzlaşmacı olmak yerine, hem kendi içinde hem de dışarıya karşı sürekli bir çatışma ve kavga iklimini tercih ettiğini yazıyor.

Yazının en dikkat çekici ve günümüzde de sıkça alıntılanan son cümleleri ise tam olarak şöyledir:

"Biz geldik, gidiyoruz... 

Bu memleketin menfaati için temenni ediyorum; Allah hiçbir iktidara, hatta bizzat Halk Partisi iktidarına bile, Halk Partisi gibi bir muhalefet göstermesin. Allah, CHP iktidarını bile CHP muhalefetinden korusun!"

Tek Parti iktidarının 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimlerde son bulmasından sonra müzmin muhalefet olan CHP , Şevki Güneyli’nin ifadesi ile tam bir anarşist , düzen bozucu olarak provakatif tavır takınmaktadır.

Zaman zaman koalisyon ortaklıkları ile iktidar ortağı olan CHP , 

76 yıldan beri Tek Başına iktidar olamamaktadır.
Bu anarşist ve bozguncu yapısı ile de hiç bir zaman Tek Başına iktidar olamayacaklarını söyleyebiliriz.

Allah Ülkemizi ve Milletimizi CHP iktidarından korusun.


Yavuz Subaşı

26/05/2026

24 Mayıs 2026 Pazar

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ

 

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ;


İslam inancına göre Kurban Bayramı'nın habercisi olan Arefe günü, duaların geri çevrilmediği en hayırlı gündür.  

Arefe günü, duaların kabul edildiği, ibadetlerin ve tövbelerin zirveye ulaştığı, yılın en faziletli günlerinden biridir. Zilhicce ayının 9. günü olan bu mübarek gün, hacıların Arafat'ta vakfeye durarak günahlarından arındığı gündür.  

Bu özel günde  yapılması tavsiye edilen dualar şu şekildedir.  

Hz. Muhammed (S.A.V) bu günün faziletini şu şekilde belirtmiştir:

"Duaların en hayırlısı Arefe günü yapılan duadır." (Tirmizî)

Arefe günü, Allah'ın kullarını cehennem azabından en çok azat ettiği gündür.

Arafat Vakfesi:
Hac ibadetinin en önemli rüknü (farzı) olan vakfe bu günde yerine getirilir. Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar aynı anda, aynı amaçla tek bir meydanda toplanarak dua ederler.

Teşrik Tekbirleri: Kurban Bayramı arefesinde sabah namazından itibaren başlayan ve bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar süren teşrik tekbirleri, bu günün en önemli ibadetlerindendir.

"Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd"

 Anlamı: "Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Hamd Allah'a mahsustur."

Hz. Peygamber'imizin ( S. A. V) Arefe gününde dilinden düşürmediği ve ümmetine tavsiye ettiği zikir şudur:

"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ kulli şey'in kadîr."

 Anlamı: "Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kadirdir."

Hacda olmayan Müslümanlar için Arefe günü oruç tutmak çok faziletlidir. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Arefe günü tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günahları bağışlatacağını Allah'ın rahmetinden umarım." (Müslim)

Bu mübarek günü bolca tövbe ederek, sevdiklerimize ve tüm İslam alemine hayır dualarında bulunarak geçirmek; kırgınlıkları gidermek ve sadaka vermek günü ihya etmenin en güzel yollarındandır.

Rabbim ibadetlerimizi kabul eylesin. 

Tüm İslam aleminin Mübarek Kurban Bayramı kutlu olsun. 

Yavuz Subaşı

25/05/2026 

21 Mayıs 2026 Perşembe

OKUL BASKINLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM…

 

OKUL BASKINLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM…

         2026 Yılının Nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta ardı ardına meydana gelen okul baskınları, Türkiye'de daha önce benzeri görülmemiş bir şiddet dalgası olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu olaylar, toplumda derin bir infial yaratmış ve "okul katliamı"  kavramını Türkiye’nin gündemine taşımıştır.

1-    YAŞANAN OLAYLAR

 Olayların Kronolojisi ve Detayları

• Şanlıurfa (Siverek) - 14 Nisan 2026:

Eski bir öğrenci olan Ömer Ket, elinde av tüfeğiyle bir liseyi basarak rastgele ateş açmış ve 16 kişiyi yaralamıştır.  Saldırganın daha önce okuldan atıldığı ve sosyal medya üzerinden tehditler savurduğu belirtilmiştir. Saldırgan olay sonrası intihar etmiştir . 

• Kahramanmaraş (Onikişubat) - 15 Nisan 2026:

Siverek'teki olaydan sadece 28 saat sonra, Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okula girerek katliam gerçekleştirmiştir. Bu saldırıda 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır. Saldırgan olay yerinde ölü ele geçirilmiştir.

            Olaylar sadece 2 gün arayla gerçekleşti ve ülke genelinde ciddi bir şok etkisi yarattı.

2- Yaşanan Olayların Nedenleri ;

1. Silaha erişim kolaylığı ;
 Fail evden birden fazla silah ve mühimmat getiriyor.   

2. Akran zorbalığı ve psikolojik sorunlar ;
  Erken fark edilemeyen riskler öne çıkan faktörler  belirlenmelidir.

3. Okul güvenliği zafiyeti ;

• Okula silahla girişin engellenememesi.

• Güvenlik görevlisi ve girişlerde kontrol eksikliği.

 4. Aile ihmali ;

 “Silahı kim verdi?” tartışması öne çıkıyor.
 Evdeki silahların çocuk tarafından alınabilmesi, aile sorumluluğu tartışmasını başlattı . 

5. Ön sinyallerin ciddiye alınmaması

 Yaşanan Bazı vakalarda , sosyal medya paylaşımlarında Daha önce yapılan tehditlerin dikkate alınmaması.

3-Olaylar ve Sonrası Tepkiler ;

A) Tepkiler ;
• “Okullar güvenli değil” algısının yaygınlaşması.
• Velilerin ciddi korku ve panik yaşamaları.  

 1. Sistem eleştirisi ;
• Eğitim ve güvenlik politikalarının yetersizliğinin gündeme gelmesi.
• Okullarda psikolojik destek eksikliğinin hissedilmesi.

2. Toplumsal çözülme vurgusu ;
• Gençlerde artan şiddet eğiliminin etki ve sonuçlarının nereye evrileceği.
• Dijital içeriklerin etkisi ve önleyici hangi tedbirlerin alınacağı.

4- DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ ;     

           İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürülüyor.
Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor. Müfettiş, öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne=babaların okuması ve kendilerine ders çıkarması gereken bir rapor.
           Türk gençliğinin içinde bulunduğu bir durumu analiz ediyor ve “DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ “ ne işaret ediyor.
           Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil tehlikesi ile karşı karşıyayız.
           Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
           Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan bu genç nesli hiç ilgilendirmiyor.
           Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
           Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.
           Bu Nesil Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller.  

            İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
            Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
            Dedelerinin canları , kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.
           Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz.     
           Milletimizi bekleyen  gelecek  endişeli ve meçhul bir gelecek.
           20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?
           Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?
           Ülkeyi nasıl yönetecek?
           Vatanı nasıl savunup can verecek?
           Altın kafeslerde Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi çocuklar yetiştiriyoruz artık.
           Çocuklar hayattan habersizler
           Açlık nedir,  bilmiyorlar . Çünkü aç kalmamışlar.
           Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar , çünkü Hiç susuz kalmamışlar.
           Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar. Çocuklar üşüme nedir bilmiyorlar.
          Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçlarına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.
          Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar.
          İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye.
          Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz , evlere kapalı mekanlara kapatıp telefonlarla bilgisayarlarla başbaşa bırakıyoruz.
          Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz.
Bu yüzden varlığın ve yokluğun anlamını  bilmiyorlar.
          Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor.
          Üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
          Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyorlar.  
          Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşlarda ölen insanları umursamıyorlar.
          Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın.
         Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.
         Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli, acil müdahaleler yapılmalı.
         Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli.
         Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.
         Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.

 5 – ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 1. Okul güvenliği artırılmalı;
• X-ray, giriş kontrolü olmalı.
• Güvenlik görevlisi / polis / bekçi bulundurulmalı.
• Kamera sistemleri kurulmalı.

2. Psikolojik destek sistemi kurulmalı ;
• Her okulda rehberlik ve önleyici erken uyarı sistemi kurulmalı.
• Riskli öğrencilerin erken tespiti.

3. Ailelere yönelik düzenleme ;
• Evde silah bulundurulması halinde silahlar için kilitli sistem zorunluluğunun olması.
• Silahlara çocuk erişimini engelleyen düzenlemelerin yapılması.

4. Akran zorbalığıyla mücadele ;
• Zorbalık tespit mekanizmalarının kurulup işletilmesi.

5. Önleyici istihbarat / takip ;
• Sosyal medya tehditlerinin ciddiye alınması.
• Okul–emniyet koordinasyonunun ciddi bir şekilde sağlanması.

 Genel Değerlendirme ;
Bu olaylar tek bir nedene indirgenemiyor.  
• Bireysel sorunlar . 
• Aile ihmali .  
• Kurumsal eksiklik. (okul güvenliği/ rehberlik yetersizliği)
• Toplumsal faktörler (zorbalık, şiddet kültürü, sanal medya )

          Yaşanan bu acı olayların Ülkemizde , çocuklarımız tarafından tekrar tekrar yaşanmaması için , gençlerimizin gelecekleri için hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız.
           Hiçbir siyasi beklenti olmaksızın , Devletimiz olarak , Aileler olarak , Bireyler olarak ne gerekiyorsa elbirliği ile yapılmalıdır.
           “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın “ sözü gereği insanımızın manevi yönüne yönelik yatırımların da yapılması engelleyici tedbirlerdendir.
          Bu vesile ile vefat eden evlatlarımıza Allah’tan rahmet , Ailelerine tekraren sabırlar diliyorum.

 

Yavuz Subaşı
21/05/2026

 

11 Mayıs 2026 Pazartesi

CHP ‘NİN HİSSELİ HARİKALAR KUMPANYASI

 CHP ‘NİN HİSSELİ HARİKALAR KUMPANYASI  

Türkiye’de 19 Mart 2025 tarihinden bu yana siyaset sahnesinde tiyatro oyunları  oynanmaktadır. 

CHP hisseli harikalar kumpanyası adı verilen bu tiyatro oyununda ;

oyun yazarı CHP’liler,  oyuncular CHP’liler, 

figüranlar CHP’liler, 

sahne CHP’nin sahnesi ,

perde CHP’nin perdesi,

her şey CHP’ye ait .

Bilinmeyen tek bir şey var, 

bu oyunda Ortaoyunun kavuğu kimdedir. 

Kavuk Ekrem İmamoğlu‘nun 

başında mı ,

Özgür Özer’in başında mı? Belli değil !

CHP’nin iç hesaplaşması milletimizi hiçbir şekilde ilgilendirmiyor .

CHP’nin koltuk hırsı , para hırsı , dizginlemez kibri ,

aç gözlülüğü milletimizi hiç ilgilendirmiyor. 

CHP ‘liler kendi başlarına iş açmışlardır. 

Buradaki mesele, CHP’nin kendi içindeki rant  kavgasının bir sonucudur.

Mahkemeye ihbar edenler  CHP’li, 

elindeki bilgi ve belgeleri sunanlar CHP’li, 

yargılanan belediye başkanları CHP’li, 

itirafçı olanlar  CHP’li,

Etkin pişmanlıktan faydalananlar CHP ‘li. 

Varsa tek suçlu Adalet ,

Tek Suçlu Ak Parti. 

Merhum Necmettin Erbakan hocamızın deyimi ile Hadi Ordan, Hadi ordan.

Yavuz Subaşı

11/05/2026

7 Mayıs 2026 Perşembe

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN NEREYE KOŞUYOR?

 SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN NEREYE KOŞUYOR?

 

Merhum Başbakanımız Necmettin Erbakan ; Ayasofya Camisi için “Eğer Ayasofya’da gümbür gümbür ezanlar okunuyorsa, o zaman da biliniz ki Türkiye’de Milli Görüşçüler hâkimdir, inananlar hâkimdir”  demişti.  

Taksim’e cami yapılması Necmettin Erbakan’ın hayaliydi.

Hal böyle iken ;

SP’nin eski Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu  Çamlıca Camisi’ne karşı çıkmış ve   “Hangi akıllının başına Çamlıca Tepesi’ne 60 bin kişilik cami yapmak gelir?” diyerek projeyi eleştirmişti. !!!

SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın “Şule Aydın ile tatava yok” programındaki “En fazla ihtiyacımız olan şey; dünyanın en büyük motor fabrikasını mı yapmak dünyanın en büyük camisini mi yapmak?” derken nereye , kimlere , Ne için mesaj veriyor ?

Saadet Parti’nin dünkü ve bugünkü Genel Başkanları şunumu demek istiyorda ağızlarında geveliyorlar.  

  • Hırsızlarla işbirliği yaparız, ama alnı secdeli Recep Tayyip Erdoğan ile yapmayız.”  

-“Tecavüzcülerle, 16 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunanlarla ortaklık yaparız, ama İmam hatip mezunu Recep Tayyip Erdoğan ile ortaklık yapmayız.” 

-“Belediye çalışanlarının birini birinci metres, diğerini ikinci metres tutan başkanlarla işbirliği yaparız, ama hayatı boyunca kimsenin cinsel suç isnadında bulunamadığı Recep Tayyip Erdoğan ile işbirliği yapmayız.”  

-“Metresini yandaş belediyeden bankamatik çalışanı yapanla seçim ittifakı yaparız. Ama bu ülkeye başörtüsü özgürlüğü getiren

Recep Tayyip Erdoğan ile işbirliği yapmayız.”  

-“Otelde belediye çalışanı ile yarı çıplak basılanı, otelinde yüzlerce porno video bulunan adamları el üstünde tutarız, onları aklamak için, ‘Silivri’ye haksız yere bir kişi daha eklendi’ diye algılar yaparız.. Ama, Erbakan Hocayı cezaevine koymak için çırpınanlara karşı, özel kanun çıkartan Tayyip Erdoğan’ın yanına yaklaşmayız.”  

  • Yolsuzluk , Rüşvet, İltimas suçlarından tutuklu yargılanan ve seçim vaadinde LBGT gibi sapkın anlayışa sahip çıkan ve Belediye icraatlarında bu sapkın anlayışa imkan sağlayan Ekrem İmamoğlu’na oy verip , oy verdirip seçilmesine destek olurken Ak Parti’ye seçim kaybettirmenin sahte zafer sarhoşluğu içinde debelenirken acaba neleri düşündünüz ?
  • Recep Tayyip Erdoğan’ın Başörtüsü özgürlüğü kararı için Anayasa Mahkemesine dava açanlarla nasıl birlikte olursunuz?
  • 28 Şubat savunucuları , vesayet özlemi içinde yanıp tutuşanlarla nasıl birlikte olursunuz ?
  • Necmettin Erbakan’ın hapis cezasını ev hapsine çevirerek cezaevine girmesine  engel olan Recep Tayyip Erdoğan ile değilde , kararı veto eden dönemin cumhurbaşkanı ve ona destek veren CHP ile nasıl birlikte hareket edersiniz? 

Bu sorularım Sadece Mahmut Arıkan’a değil…

Bu soruları sadece SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a sormuyorum .

Bu soruları Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı içinde debelenen

Ahmet Davutoğlu’na soruyorum?

Ali Babacan’a soruyorum?

Fatih Erbakan’a soruyorum?

Sadece Bu dünyada değil ,

Ahirettede bu soruların takipçisi olacağım. 

Aklınızı başınıza alın,

Yol yakınken yanlışınızdan dönün.

Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı içinde , 

CHP ile , işbirliği yapmaktan vaz geçin. 

Ahiret ve hesap gününü unutmayın. 

 Yavuz Subaşı

08/05/2026

28 Nisan 2026 Salı

Egzotik Bir Metropolün Portresi: Jakarta’da 4 Gün…

 

Endonezya'nın kalbi Jakarta'da 4 gün…

Egzotik Bir Metropolün Portresi:   Jakarta’da 4 Gün…

          Endonezya Dünyanın en büyük ada ülkesidir. 1.904.569 km.karelik yüzölçümü ile dünyanın 14.büyük ülkesidir.
2026 yılı itibariyle 285 milyon nüfusu ile dünyanın en kalabalık nüfusa sahip
4. Ülkesi ve aynı zamanda en kalabalık Müslüman ülkesidir.
          Endonezya Başkanlık sistemi ile yönetilen bir demokrasidir.
Ülke 9 ‘u özel statülü olmak üzere 38 İl’e ayrılmıştır.
          Endonezya’nın çevresinde Avustralya, Singapur, Malezya, Vietnam, Filipinler, Hindistan gibi ülkeler yer almaktadır.

          TÜRKİYE İLE OLAN İLİŞKİLER;
         
Türklerle Endonezyalılar arasındaki ilişki 12. Yüzyılda bölgeye İslamiyet’i yaymak için gelen Âlimler aracılığıyla kurulduğu tahmin edilmektedir.
16. Yüzyılda bölgenin önemli devletlerinden AÇE Sultanlığının sömürgeci Portekiz güçlerine karşı Osmanlı Devletinden yardım istemesi ile iki ülke arasında resmi ilişkiler kurulmuştur.
Türkiye’nin Jakarta Büyükelçiliği 1957 yılında açılmış olup o günden günümüze faaliyetini sürdürmektedir.
          Türkiye’den Endonezya’ya ihraç edilen başlıca ürünler ; yaprak , tütün , buğday unu , boratlar , petrol yağları , elektrik kontrol ve dağıtım panoları , dokunmuş halı , pamuk , nişasta ve mermerdir.
Türkiye’ye ithal edilen başlıca ürünler ; sentetik iplik çeşitleri , tabii kauçuk ve kağıt ürünleridir.

        Güneydoğu Asya’nın en hareketli duraklarından biri olan Jakarta, sadece bir başkent değil; aynı zamanda modern gökdelenlerin, kolonyal geçmişin ve derin bir kültürel nezaketin harmanlandığı devasa bir mozaiktir.
       11-15 Nisan tarihleri arasında bu dinamik şehirde geçirdiğim dört gün, bana hem modern bir şehir merkezinin hızını hem de kadim bir kültürün huzurunu bir arada sundu.
       Jakarta, benzersiz kültürü, zengin tarihi ve canlı atmosferi ile dolu bir şehir. İşte bu deneyimlerin ışığında, Jakarta’nın özellikleri, görülmesi gereken yerler ve kısmen bazı olumsuzluklar üzerine yaptığım gözlemleri aşağıda ifade ediyorum.
       Türkiye Büyükelçiliği ve Yunus Emre Kültür Merkezine yaptığım ziyaretlerde Endonezyalı insanların varlığını görmek Ülkeme olan ilgi açısından gurur verici bir olay.

Devletimizin temsilcisi Büyükelçimiz Sayın Prof. Dr. Talip Küçükcan ‘ın çalışmaları iki ülke arasındaki dostluk ve Türkiye’nin tanınılırlılığı açısından takdire şayan olduğunu belirtmezsek Sayın Büyükelçimize haksızlık etmiş oluruz.
        Türkiye Büyükelçiliği önündeki gördüğüm insanlar Türkiye’ye çalışmak ve okumak için gelmek isteyenlerden oluşuyor.
        Yunus Emre Enstitüsünün Türkiye ve Türkçe’miz ile ilgili çalışmaları da takdire şayan, örnek çalışmalar olup Endonezyalıların gösterdikleri ilgi ve alaka çok üst düzeyde.
        Endonezya’da bazı firmaların Ümre İbadetlerini yapacak insanları Jakarta – İstanbul – Medine – Jakarta güzergahı ile Ümreye götürmelerini görmek ve öğrenmek beni heyecanlandırdı.
        Ümre ziyareti için önce İstanbul’a gelip 2 gün İstanbul’un tarihi yerlerini gezdikten sonra Ümre ibadeti ve sonrasında ülkelerine dönüş.

Şehrin Ruhu ve Görülecek Yerler
Jakarta, ilk bakışta karmaşık görünse de keşfedildikçe derinleşen bir karakter barındırıyor. Gezi boyunca zihnime kazınan en önemli noktalar şunlardı:

  • Monas (Ulusal Anıt): Merdeka Meydanı'nın kalbinde yükselen bu devasa dikilitaş, sadece şehrin değil, Endonezya'nın bağımsızlık ruhunun da simgesi olarak biliniyor. En tepesine çıkıldığında Jakarta’nın o uçsuz bucaksız silüeti tüm görkemiyle ayağınızın altına seriliyor.
  • Dini Hoşgörü Sembolleri:
    Dünyanın en büyük camilerinden biri olan İstiklal Camii ile tam karşısındaki neo-gotik Jakarta Katedrali, şehrin en etkileyici yanlarından birini; yani farklı inançların yan yana, barış içindeki varlığını simgeliyor.
  • Kota Tua (Eski Şehir): Hollanda sömürge döneminden kalma mimarisiyle Fatahillah Meydanı, adeta bir zaman makinesi gibi.
    Tarihi binalar arasında yürürken şehrin geçmişine tanıklık etmek mümkün. Yan yana olan müzelerin gezilmesini öneriyorum.
  • Ancol Beach; Jakarta’da yaşayanların denize girdiği plajda sıcak ve ince kumlar üzerinde yürüyüş yapabilir, denize girebilirsiniz.
  • Ulusal Müze ;  Geçmişten günümüze Endonezya’nın tarihini , gelişimini çeşitli görseller ile görebileceğiniz bir müzedir.
  • Jakarta Akvaryum ; Deniz yaşamını görebileceğiniz akvaryumda , Penguenlerin komik gösterilerinide vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.
  • Sunda Kelapa Limanı ; Jakarta’nın 500 yıllık eski bir limanında geleneksel ahşap yelkenli gemileri görmek için gidebilirsiniz.

Jakarta'nın en büyük kazancı şüphesiz insanları. Endonezyalıların misafirperverliği ve her an yüzlerinde beliren samimi gülümseme, yabancı bir şehirde olduğunuzu unutturuyor. Türkiye biliniyor , tanınıyor ve seviliyor.

Buna ek olarak:
          Mutfak Kültürü: Satay’dan Nasi Goreng’e, zengin baharatlı yemeklerinden tropikal meyvelerine kadar mutfak tam bir şölen.

Modern Alışveriş ve Sosyal Hayat: Grand Indonesia , Plaza Indonesia , Indonesia Mall gibi devasa kompleksler, şehrin modern yüzünü ve lüks tüketimdeki iddiasını ortaya koyuyor.

Küçük Bir Eleştiri: Olumsuz Yönler
Elbette her metropol gibi Jakarta'nın da aşılması gereken zorlukları da var:

·       Jakarta’nın büyüleyici yönlerinin yanı sıra bazı olumsuzlukları da mevcut. Şehirdeki trafik, adeta efsanevi bir duruma gelmiş durumda. Gündelik yaşamın bir parçası olarak sıkça karşılaşılan yoğun trafik, zaman zaman gezinin keyfini gölgeleyebiliyor. Bazı saatlerde yolların tıkanması, planladığınız aktiviteleri etkileyebilir.

·       Ayrıca, hava kalitesi de şehirde dikkat çekici bir mesele. Özellikle büyük şehirlerin sıklıkla karşılaştığı hava kirliliği, bazen gezintilerimi zorlaştırdı. Bununla birlikte, sıcak ve nemli hava, özellikle açık havada yapılan aktiviteler için zorluk oluşturabiliyor.

·       Sonuç olarak, Jakarta, hem kültürel derinliği hem de modern yaşam tarzı ile gezginler için ilgi çekici bir gezi merkezi olabilir. Gözlemlerime dayanarak, bu şehirde geçirdiğim zamanın oldukça değerli olduğunu ve birçok  anı biriktirdiğimi söyleyebilirim.
Jakarta’nın samimi insanları, sıcak atmosferi ve keşfedilecek birçok yeri ile bu şehrin  kesinlikle tekrar ziyaret edilmesi gereken bir şehir olduğunu ifade edebilirim.

Sonuç Olarak ; Dört günün sonunda Jakarta, zihnimde "zıtlıkların uyumu" olarak yer etti.
         Bir yanda pırıl pırıl iş merkezleri, diğer yanda tarihi limanı ve sokak lezzetleri... Belki trafiği yorucu ama insanlarının nezaketi tüm bu yorgunluğu silip götürüyor.
         Eğer Güneydoğu Asya’nın nabzını tutmak istiyorsanız, Jakarta kesinlikle doğru adres.


        




            

Yavuz Subaşı
28/04/2026