20 Mart 2026 Cuma

ÇANAKKALE SAVAŞINDA RAMAZAN BAYRAMI NAMAZI…

 💢ÇANAKKALE SAVAŞINDA RAMAZAN BAYRAMI NAMAZI…

Çanakkale Savaşı'nın devam ettiği günlerden bir Ramazan Bayramı arefesinde yaşanan çarpıcı ve gerçek bir hikâye...

Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan bayramı arefesiydi. 

Cephe kumandanı Vehip Paşa, 9. Tümen’in genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde, istemeye istemeye şöyle dedi:

“–Hâfız! Yarın Ramazan bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey, pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imhâ fırsatı olur. Münâsip bir dille bunu erâta sen anlatıver!..”

İmam Efendi, Paşa’nın yanından henüz ayrılmıştı ki, karşısına nur yüzlü bir zât çıktı ve:

“–Oğlum! Sakın ola askerlere bir şey söyleme! Gün ola hayır ola; Allah ne derse, öyle olur..” dedi.

Ertesi sabah, herkesi hayrette bırakan ilâhî bir tecellî yaşandı. Gökten hevenk hevenk bulutlar indi ve gönlü Allâh’a kulluk aşkıyla dopdolu olan mü’min askerlerin üzerini kapladı. 

Onları dürbünle gözetleyen düşman kuvvetleri, artık bembeyaz bulutlardan başka bir şey göremez oldu. 

O sabah bambaşka bir mânevî heyecan içinde kılınan bayram namazında alınan gür tekbirler, dalga dalga semâya yükseliyordu. 

Nur yüzlü ihtiyar zât, Fetih Sûresi’nden bâzı âyetleri tilâvet ederken askerlerin gönüllerinden taşan 

kelime-i tevhîd sesleri, birer îman sayhası hâlinde düşman saflarından bile duyulmaktaydı.

İşte bu esnâda İngiliz kuvvetleri arasında büyük bir kargaşa başgösterdi. 

Zira çeşitli İngiliz sömürgelerinden kandırılarak toplanıp getirilmiş bulunan bâzı müslüman askerler, yine kendileri gibi müslüman bir toplulukla savaştıklarını, işittikleri tekbîr ve tevhîd seslerinden anlamışlar ve bunun üzerine isyân etmişlerdi. Ne yapacağını şaşıran zâlim İngilizler, onların bir kısmını kurşuna dizdi, diğerlerini de alelacele cephe gerisine çekmek zorunda kaldı.


[Kaynak: Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle OSMANLI, Osman Nuri Topbaş, Erkam Yayınları, 2013]

12 Mart 2026 Perşembe

BİTMEYEN PLAN; ABD – İSRAİL – İRAN SAVAŞI -II

 

BİTMEYEN PLAN; ABD – İSRAİL – İRAN SAVAŞI -II

         ABD ‘nin İran’a doğrudan saldırması ve Ali Hamaney gibi dini liderin öldürülmesinden sonra  Ortadoğu’da ve dünyada şu tür tehlikeli gelişmeler yaşanabilir

1. İran’ın  misillemeler yapması ;

İran’ın askeri doktrini “asimetrik savaş” üzerine kuruludur.
İran’ın gösterebileceği Olası tepkiler:

   •   ABD üslerine füze saldırıları yapabilir.(özellikle Irak, Suriye, Katar, Bahreyn’deki üsler)
   •   Basra Körfezi’nde ABD savaş gemilerine saldırabilir.
   •   Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişiminde bulunabilir.
   •   ABD müttefiklerine füze ve drone saldırıları ile cepheyi genişletebilir.

2. İran’a bağlı veya İran yanlısı grupların savaşa bir şekilde dahil olması;

İran, bölgede çok sayıda silahlı müttefike sahip. Tabii bu müttefikler CİA_MOSSAD kontrolünde değilse.

   •   Hizbullah Lübnan merkezli İsrail ile büyük bir savaş başlatabilir.
   •   Irak’taki Şii milisler bölge ülkelerindeki ABD üslerine saldırabilir.
   •   Husiler  , Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini hedef alabilir.
   •   Suriye’de İran destekli güçler  İsrail ve ABD hedeflerine saldırabilir.
        Bu senaryo ise  tek bir ülke savaşı değil, bölgesel bir savaş anlamına gelir.

3. İsrail’in doğrudan savaşa girmesi ;

İran’ın dini liderinin öldürülmesi sonrası:

   •   İsrail İran’ın nükleer tesislerini yok etmek isteyecektir.
   •   İran da İsrail şehirlerini füze bombardımanı ile yaşanmaz hale getirecek.
       1967 yılından sonra  Ortadoğu’daki en büyük savaşlardan biri başlamış olur.

4. Petrol fiyatlarının aşırı yükselmesi ve ekonomik kriz ;

İran dünya petrol arzının önemli kısmını etkileyebileyecek petrol üreticisi bir ülkedir.

   •   Petrol fiyatları hızla yükselebilir.  
   •   Küresel ekonomik kriz tetiklenebilir.

 

 

 5. İran içinde iç karışıklık veya rejim değişimi ihtimali ;

İran Dini liderinin öldürülmesi sonrası İran’da iki farklı senaryo olabilir:

Senaryo A – Rejim daha da sertleşecek ,
   •   Daha radikal bir lider gelir.
   •   Batı ile bağlar tamamen kopar .

Senaryo B – İç karışıklık başlar

   •   Protestolar büyür ,İç savaş riski oluşabilir.
   •   ABD- İsrail’in istediği gibi Rejim değişikliği olabilir. İran ‘da silahlandırılan Kürt gruplar İran’ı bölmek için mücadeleye başlarlar.

6. Büyük güçlerin savaşa dahil olma riski (küresel savaş riski) olabilir mi ;

          İran’ın önemli müttefikleri vardı. !
   •   Rusya ve Çin …
Bu ülkeler:
   •   İran’a silah ve destek verebilirler mi?
   •   ABD’ye karşı dolaylı çatışmaya girebilirler mi ?
Gerçekleşme ihtimalinin düşünülmesi bile küresel ölçekte çok tehlikeli bir kriz yaratır. Ama bu ülkeler sadece sessiz kalacaklar ve bekleyecekler diye düşünüyorum.

7. Terör saldırıları ve güvenlik risklerinin artması tehlikesi ;

Dünya genelinde:
A- İran’da Rejim değişikliği olmazsa ;

   •   İran’da mevcut rejim yıkılmazsa ABD ve müttefik ülkelerde terör saldırı riski artabilir.
   •   Avrupa’da güvenlik tehditleri yükselir.
   •   Ortadoğu genelinde istikrarsızlık büyür.

B- İran’da Rejim değişikliği olursa ;
     Terör bağlantılı eylemler olmaz , İran bölünebilir ve Ülkede iç çatışmalar başlayabilir.

 

 

 

SAVAŞIN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ NELER OLABİLİR ?

          Savaşın genişlemesi ihtimali , Türkiye topraklarına saldırı veya göç olma riski gündeme gelmeden Türkiye’nin doğrudan savaşa girme ihtimali düşüktür.  Dolaylı olarak ciddi şekilde etkilenme ihtimali çok yüksektir.
         Türkiye’nin temel politikası genelde:
   •   Doğrudan İran’a karşı savaş açmamak üzerine kuruludur.
   •   Arabuluculuk ve denge politikası izlemektedir.
   •   Kendi sınır güvenliğini korumak öncelikli tercihidir.   

       Savaşın uzaması halinde Türkiye için olası etkileri şunlar olabilir ;

   •   Enerji fiyatlarının artabilir.
   •   Ülke Ekonomisi olumsuz etkilenebilir.
   •   Sınır güvenliği riskleri gündeme gelebilir.
   *  Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için Enerji fiyatlarının artabilir.
       Petrol , doğalgaz , elektrik fiyatları  artabilir.
   •   Enflasyon artar.
   •   Dolar kuru , Altın fiyatları yükselir.
   •   Borsa düşüş eğilimine girebilir Ekonomik kriz riski artar.

        Türkiye, hem    NATO üyesi ve ABD ile müttefik bir ülkedir.
Hem de İran ile komşudur ve İran ile sıkı ticari ilişkileri vardır.
        Ancak asla istenmeyecek olan şu durumlar gündeme gelirse Türkiye savaşa müdahale ihtimalini düşünebilir.

Eğer:

   •   İran, Türkiye topraklarına yanlışlıkla veya kasıtlı saldırırsa.
   •   Türkiye’deki NATO veya Batılı ülkelerin Diplomatik temsilcilikleri hedef alınırsa.  
   •   Suriye veya Irak’taki savaş Türkiye sınırına yayılırsa o zaman Türkiye askeri olarak müdahil olabilir.
   *  Türkiye’nin komşuları:  İran , Irak ,  Suriye ülkelerinde Sınır güvenliği ve mülteci riski bekleyen bir tehlikedir.

Bu bölgelerde savaş büyürse:
   •   Yeni mülteci dalgası gelebilir.
   •   Sınır güvenliği riski artar.
   •   Terör tehdidi artabilir

 

 

 Savaşın Genişlemesi ve uzun sürmesi halinde Türkiye’nin muhtemel stratejisi ne olur?

Türkiye büyük ihtimalle şu politikayı izler:

   •   Doğrudan savaşa girmez.
   •   Sınırlarını korur.
   •   NATO ile koordinasyon yapar.
   •   Arabuluculuk yapma çalışmalarını sürdürür.
   •   İç güvenliği artırır.
   * BM ve İslam Ülkeleri nezdinde Barışçıl amaçlı müdahil çalışmalarını sürdürür.

          En kısa sürede ABD – İsrail saldırısının son bulmasını ,
Başta Filistin ,Uygur olmak üzere dünyada nerede bir savaş ve kaos ortamı varsa son bulmasını Yüce Rab’bimden diliyorum.

   Yavuz Subaşı

     10/03/2026


7 Mart 2026 Cumartesi

BİTMEYEN PLAN; ABD – İSRAİL – İRAN SAVAŞI… I

 

BİTMEYEN PLAN; ABD – İSRAİL – İRAN SAVAŞI… I

ABD ‘nin öncelikli hedefi Küresel enerji kaynaklarının kontrolünü artırmaktır. ABD jeopolitik stratejisini bunun üzerine kurmuştur.
ABD-İsrail cephesinin savaşa “nükleer” gerekçe sunması hiç de inandırıcı değildir. Bu asılsız bahane enerji
ve güç dengesi mücadelesini gizlemek için kullanılan yüzeysel bir kılıftır.
          İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan sistemde ;
ABD askeri üstünlüğünün varlığı.
Dolar merkezli finans düzeni kurulması.
Serbest ticaret ağının Küresel Emperyalist güçlerin isteği doğrultusunda kurulması.
Küresel enerji akışının güvenliğinin garanti altına alınması.
Körfez ülkelerini kontrol ederek küresel fiyat dengesi üzerinde etkisini sömürü düzeni üzerine kurmak.
           İkinci Dünya Savaşından sonra Bu yapı, Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile 1991’den sonra zirveye çıktı.
 Çin’in hızlı yükselişi…
Rusya’nın eski günlerine dönme gayreti ve ABD’ye meydan okuması.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan, 2024 itibarıyla Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılımıyla genişleyen küresel bir işbirliği bloğu olan BRICS ‘in genişliyor olması.
Doların mutlak hâkimiyetinin sorgulanmaya başlaması.
ABD Başkanı Trump’ın ikinci dönemi ile birlikte ABD iç siyasetinde kutuplaşmanın artması.
Bu hâl ABD’nin belki çöküşü değil ama hegemonyasını hayli aşındıran bir haldir.
         ABD – İsrail – İran savaşı sonrasında çökecek olan İran olmayacak ,
ABD merkezli tek kutuplu düzenin mutlaklığı sarsılacaktır.
ABD – İsrail, İran’a saldırdığında nükleer anlaşmazlığa dair müzakereler devam ediyordu. Görüşmeler olumlu veya olumsuz sonuçlanmadan aniden İran’a saldırdılar.
          Her türlü yaşanan olumsuzluklarda, en son İsrail’in Gazze katliamında görüldüğü gibi, Şimdiye kadar hiçbir katliamı savaşı durduramamış BM yine seyretti hiçbir şey yapmadı.
"Daha çok katliam yapsın" diye Katil Netanyahu'nun yardımına koşan 'AB', 'G7' uydu ülkelerden de itiraz gelmedi.

 9/11 Eylül olayından sonra  ABD "post-modern Haçlı Seferini" başlattığını ilan etmişti.

Irak'taki kitle imha silahlarını falan yok edip dünyaya  barışı getirmek için, ortadoğu’ya demokrasiyi getirmek için Irak'ı işgal ettiler!
Zaten bitmiş olan Irak'ta kitle imha silahı falan bulunamadı. Ama işgal ile birlikte Irak’ta milyonlarca insan öldürüldü.
          ABD DEAŞ'ı kurdu. DEAŞ-SDG tahterevallisini oynatarak, milyonlarca Suriyelinin ölmesine ve göç etmesine sebep oldu.
          Katil İsrail'in 'vaat edilmiş topraklar' dediği bölgenin önemli bir bölümü kaosa sürüklendi, iç çatışmalarla bölge boşaltıldı, istikrarsızlaştırıldı.
Siyonistlerin sözde 'vaat edilmiş toprakları' için bölge hazırlandı.  
Her hal ve şartta koşulsuz İsrail Terör devletini destekleyen ABD diyor ki ;
Katil soykırımcı İsrail'in nükleer silahı olmalı, ama bölgede hiç kimsenin olmamalı .
ABD ve İsrail  iki ayrı devlet gibi hareket etseler bile iki ayrı devlet değildirler.  ABD'de Siyonistlerin onaylamadığı hiç kimse başkan olamaz.ABD'de Siyonist ABD senatosundan İsrail'in aleyhine hiçbir karar çıkmaz.
Katil İsrail'in güvenliğini sağlamak ABD'nin öncelikli devlet politikasıdır.
ABD katil Siyonist İsrail'in güvenliği için gerekirse dünyayı yakar.
         Peki, İran neler yaptı?
         Lübnan, Suriye, Irak'tan Yemen'e kadar uzanan coğrafyada Şii milisleriyle onca kışkırtma ve katliama karışan İran değil miydi?  
        Şimdiye kadar yaptıkları (katil İsrail ve ABD'nin dışında) kime yaradı?..  
        Eli Yemen topraklarına kadar uzanan İran kendi topraklarında Dini Liderleri Ali Hamaney’i, Cumhurbaşkanları Reisi’yi bile koruyamadı ,   
İran İstihbaratı kevgire dönmüş durumda, bunun bile farkında değiller.
        Dünya barışı için! İran 'kitle imha silahı üretmesin', 'atom bombası yapmasın' diye uyduruk bir bahane ile ABD- İsrail İran’ı bombalıyor.
İran’ı yeteri kadar hırpaladıktan sonra saldırıyı durduracaklar, sonra Trump diyecek ki; "bir savaşı daha durdurdum"
Üzerine bir de Nobel ödülü isterse kimse şaşırmasın!
Unutmayalım ki, katil İsrail'in 'vaat edilmiş topraklar' dediği o haritada biz de varız.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın; "Masada olmayanın menüye konulduğu, acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız" ikazı her şeyi özetliyor. Türkiye’de kimler neyin farkında?
İşte bu yüzden "güçlü olmalıyız, güçlü kalmalıyız" diyoruz.

Yavuz Subaşı / 05/03/2026