BİTMEYEN PLAN; ABD – İSRAİL – İRAN SAVAŞI… I
ABD ‘nin öncelikli hedefi Küresel enerji kaynaklarının
kontrolünü artırmaktır. ABD jeopolitik stratejisini bunun üzerine kurmuştur.
ABD-İsrail cephesinin savaşa “nükleer” gerekçe sunması hiç de inandırıcı değildir.
Bu asılsız bahane enerji ve güç dengesi mücadelesini gizlemek için kullanılan yüzeysel bir kılıftır.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra
kurulan sistemde ;
ABD askeri üstünlüğünün varlığı.
Dolar merkezli finans düzeni kurulması.
Serbest ticaret ağının Küresel Emperyalist güçlerin isteği doğrultusunda
kurulması.
Küresel enerji akışının güvenliğinin garanti altına alınması.
Körfez ülkelerini kontrol ederek küresel fiyat dengesi üzerinde etkisini sömürü
düzeni üzerine kurmak.
İkinci Dünya Savaşından sonra Bu
yapı, Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile 1991’den sonra zirveye çıktı.
Çin’in hızlı yükselişi…
Rusya’nın eski günlerine dönme gayreti ve ABD’ye meydan okuması.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan, 2024 itibarıyla Mısır, Etiyopya,
İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılımıyla genişleyen küresel
bir işbirliği bloğu olan BRICS ‘in genişliyor
olması.
Doların mutlak hâkimiyetinin sorgulanmaya başlaması.
ABD Başkanı Trump’ın ikinci dönemi ile birlikte ABD iç siyasetinde kutuplaşmanın
artması.
Bu hâl ABD’nin belki çöküşü değil ama hegemonyasını hayli aşındıran bir haldir.
ABD – İsrail – İran savaşı sonrasında çökecek
olan İran olmayacak ,
ABD merkezli tek kutuplu düzenin mutlaklığı sarsılacaktır.
ABD – İsrail, İran’a saldırdığında nükleer anlaşmazlığa dair müzakereler devam
ediyordu. Görüşmeler olumlu veya olumsuz sonuçlanmadan aniden İran’a saldırdılar.
Her türlü yaşanan olumsuzluklarda,
en son İsrail’in Gazze katliamında görüldüğü gibi, Şimdiye kadar hiçbir
katliamı savaşı durduramamış BM yine seyretti hiçbir şey yapmadı.
"Daha çok katliam yapsın" diye Katil Netanyahu'nun yardımına koşan
'AB', 'G7' uydu ülkelerden de itiraz gelmedi.
9/11 Eylül olayından sonra ABD "post-modern Haçlı Seferini" başlattığını ilan etmişti.
Irak'taki kitle imha silahlarını falan yok edip dünyaya barışı getirmek için, ortadoğu’ya demokrasiyi
getirmek için Irak'ı işgal ettiler!
Zaten bitmiş olan Irak'ta kitle imha silahı falan bulunamadı. Ama işgal ile
birlikte Irak’ta milyonlarca insan öldürüldü.
ABD DEAŞ'ı kurdu. DEAŞ-SDG
tahterevallisini oynatarak, milyonlarca Suriyelinin ölmesine ve göç etmesine
sebep oldu.
Katil İsrail'in 'vaat edilmiş
topraklar' dediği bölgenin önemli bir bölümü kaosa sürüklendi, iç çatışmalarla
bölge boşaltıldı, istikrarsızlaştırıldı.
Siyonistlerin sözde 'vaat edilmiş toprakları' için bölge hazırlandı.
Her hal ve şartta koşulsuz İsrail Terör devletini destekleyen ABD diyor ki ;
Katil soykırımcı İsrail'in nükleer silahı olmalı, ama bölgede hiç kimsenin
olmamalı .
ABD ve İsrail iki ayrı devlet gibi hareket
etseler bile iki ayrı devlet değildirler. ABD'de Siyonistlerin onaylamadığı hiç kimse
başkan olamaz.ABD'de Siyonist ABD senatosundan İsrail'in aleyhine hiçbir karar
çıkmaz.
Katil İsrail'in güvenliğini sağlamak ABD'nin öncelikli devlet politikasıdır.
ABD katil Siyonist İsrail'in güvenliği için gerekirse dünyayı yakar.
Peki, İran neler yaptı?
Lübnan, Suriye, Irak'tan Yemen'e
kadar uzanan coğrafyada Şii milisleriyle onca kışkırtma ve katliama karışan
İran değil miydi?
Şimdiye kadar yaptıkları (katil
İsrail ve ABD'nin dışında) kime yaradı?..
Eli Yemen topraklarına kadar
uzanan İran kendi topraklarında Dini Liderleri Ali Hamaney’i, Cumhurbaşkanları Reisi’yi
bile koruyamadı ,
İran İstihbaratı kevgire dönmüş durumda, bunun bile farkında değiller.
Dünya barışı için! İran 'kitle
imha silahı üretmesin', 'atom bombası yapmasın' diye uyduruk bir bahane ile ABD-
İsrail İran’ı bombalıyor.
İran’ı yeteri kadar hırpaladıktan sonra saldırıyı durduracaklar, sonra Trump
diyecek ki; "bir savaşı daha durdurdum"
Üzerine bir de Nobel ödülü isterse kimse şaşırmasın!
Unutmayalım ki, katil İsrail'in 'vaat edilmiş topraklar' dediği o haritada biz
de varız.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın; "Masada olmayanın menüye
konulduğu, acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız" ikazı her
şeyi özetliyor. Türkiye’de kimler neyin farkında?
İşte bu yüzden "güçlü olmalıyız, güçlü kalmalıyız" diyoruz.
Yavuz Subaşı / 05/03/2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder