28 Nisan 2016 Perşembe




Bugün 29 Nisan. Kut'ul Amare Zaferimizin Yıl Dönümü




100 yıl önce bugün,29 Nisan 1916 'da çok zor şartlarda 7 düvele birden mücadele veren Osmanlı Devleti İngilizlere unutturamayacağı bir mağlubiyet yaşatmıştı.
İşte o zaferimiz, unuttuğumuz zaferimizi Başta sn.Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde tekrar hatırlıyor ve anıyoruz.
Özellikle Derin Tarih dergisine ve Mustafa Armağan'a zafer özel sayısı için teşekkür ediyorum.
Derin Tarih dergisinden yaptığım özet çalışmayı bilgilerinize sunuyorum.
Unutturulan Zafer Kut’ul Amare Zaferi
29 Nisan 1916 tarihinde Osmanlı Ordusunun Irak’ın Kut bölgesinde İngilizlere karşı kazandığı büyük bir zaferidir. Kutul Amare’de 13 bin 300 İngiliz askeri ile 13 general 481 subay esir alınmış ve 40 bini aşkın İngiliz askeri öldürülmüştür.
Osmanlı Ordusunun Birinci Dünya Savaşı’nda çarpıştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, Dicle, Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezi’ne kadar uzanır.
Irak petrollerini ele geçirmeyi amaçlayan İngilizler, 6 Kasım 1914 tarihinde Basra Körfezinden Şattülarap ağzındaki Fav mevkiine asker çıkararak saldırıya geçmişler, ilerleyen aylarda bu saldırılarını kuzeye doğru genişletmişlerdir. İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kut’ül-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. 23 Kasım 1915’de ileri harekata geçen Türk birlikleri, General Townshend komutasındaki İngiliz ordusunu geri püskürterek Kut-ül Ammare’de çember içerisine almayı başarmışlardır. Kut’ül-Ammare’yi bir kale gibi savunan General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmak zorunda kalmıştır.
Tarihe Kut ül Amare zaferi olarak geçen savaşlar sırasında İngilizler 40 bin kayıp ve esir verirken Türk birlikleri ise 25 bin askerini kaybetti. Kut ül Amare savaşı sırasında Türk birlikleri sınırlı sayıda uçakla önemli görevler yaptı. Keşif görevleri yapan Türk uçakları bir taraftan da düşman hedeflerini bombardıman etti.
26 Nisan 1916’da Kut ül Amare’deki İngiliz kuvvetlerine erzak yardımına çalışan bir İngiliz uçağı da Türk avcı uçağı tarafından düşürüldü.
Ancak kazanılan bu tarihi zafere rağmen savaşın genelinde mağlup olan Türk ordusu, takviye edilen İngilizlerin bölgeyi Şubat 1917’de işgal etmesine engel olamadı. Irak’ın güneyine 1914 sonlarında çıkarma yapan İngilizler, ancak Mart 1917’de Bağdat’a ulaşarak kenti işgal etti.
Kut’ül-Ammare Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra kazandığı ve bir İngiliz tümeninin bütün personeli ile birlikte esir alındığı eşsiz bir zaferdir. Halil Paşa, Kut’ül-Ammare zaferinden sonra 6’ncı Ordu’ya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar!
Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum.
Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir.
Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır.
İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”
Avustralyalı araştırmacı Dr. Gaston Bodart tarafından Kut’ül-Ammare Zaferi, “İngiliz prestijinin Birinci Dünya Savaşı’nda yediği en büyük darbe olarak yorumlanmaktadır.”
Halil Paşa, Kut’ül-Ammare’nin teslim alındığı gün orduya bir tebrik mesajı yayımlamış ve bu günün “Kut Bayramı” olarak kutlanmasını istemiştir.
Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.
Yavuz Subaşı
29/04/2016

18 Nisan 2016 Pazartesi



TARİHTE BUGÜN;

20 NİSAN 571 VE HAZRETİ MUHAMMED (SAV) EFENDİMİZ DÜNYAYA TEŞRİF ETTİLER.

BUGÜN,
GÜNLERDEN ÖYLE BİR GÜN Kİ;
PUTLAR DEVRİLDİ,
MECUSİLERİN 1000 YILDIR SÖNMEYEN ATEŞİ SÖNDÜ,
İNSANLARIN MÜJDECİSİ VE KURTARICISI ,
FAHRİ KAİNAT EFENDİMİZ,PEYGAMBERİMİZ ,
OLMAZSA OLMAZIMIZ,
HAZRETİ MUHAMMED'İMİZ (S.A.V.)
20 NİSAN 571 'DE DOĞDU.
VE YERYÜZÜ AYDINLANDI.
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN YA NEBİ,
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN MUHTEREM EFENDİM,
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN SEVGİLİLER SEVGİLİSİ

15 Nisan 2016 Cuma



NEDEN BAŞKANLIK SİSTEMİ - 12
GÜÇLÜ LİDERLİK,
GÜÇLÜ YÜRÜTME,
GÜÇLÜ DEVLET İÇİN,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK SİSTEMİNE EVET...

14 Nisan 2016 Perşembe



KAMUOYUNA  AÇIKLAMAMDIR.

Bir web sitesinde şahsımın ismi zikredilerek yapılan bir haberle gündem oluşturulmak istenmektedir.
Söz konusu haber ile ve haberde geçen konularla bir ilgimin olmadığını kamuoyuna ifade ediyorum.
Siyasi Geçmişi;
Kurucu İlçe Başkanlığını büyük bir onur ile yaptığım Ak Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı ,
Refah Partisi İlçe ve İl Yönetim Kurulu üyelikleri ve İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği,
Fazilet Partisi İl Disiplin Kurulu üyeliği,
Fazilet Partisi Balıkesir Milletvekili Adaylığı (1999)
İstanbul Milletvekili Aday Adaylığı (2007)
Gaziosmanpaşa ve Sultangazi Belediye Başkanlık aday adaylığı
(2009-2014)
Gibi , görev ve adaylıkları olan biri olarak ülkeme milletime ve inancıma hizmet ana fikri üzerinde çalışmalarım olmuştur.
Hali hazırda Milletime , Devletime ve İnancıma hizmet yolunda bürokraside Ankara merkezli olmak üzere Bakan Danışmanlığı görev ve çalışmalarım devam etmektedir.
Uzun yıllar siyaset içinde olan ,siyaseti bilen biri olarak ;
Önce  ; Vatan sevgisi,
İnsan sevgisi,
Ahlak ve maneviyatı kendisine şiar edinmiş biri olarak hiç bir zaman bozgunculuk, kargaşa, kaos ve fitne ortamı içinde olmadım.
Hiyerarşik yapı içinde 2014 ve 2015 seçimlerinde Gaziosmanpaşa ilçe başkanlığının çizdiği proğram çerçevesinde inandığım dava için manevi desteklerimizi elden geldiğince verdik.
          Bunun dışında İlçe Başkanlığının tüm proğramların da yer aldığım ifadesi gerçeklere aykırıdır.
Davet edildiğim toplantı ve proğramlara katıldım, davet edildiğim toplantı ve proğramlara katılmaya da imkanlar ölçüsünde devam edeceğimin bilinmesini isterim.
         Yine söz konusu haberde doğru olmayan ifadelerle Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Kadim dostum ve siyasi yol arkadaşım
Sn. Hasan Tahsin Usta 'nın başarısızlığı içim çalışmalar yapıldığı gibi gerçek dışı iddiaları reddediyor bu iddialarla ilgimin olmadığını , söz konusu iddiaların yanlış olduğunu kamuoyunun bilgilerine sunuyorum.
         Yine aynı şekilde Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı sevgili kardeşim ve arkadaşım Sn. Av. Şahin Pirdal bey ve ilçe teşkilatı ile Belediye aleyhine toplantılar tertip edildiği gibi yanlış ve doğru olmayan ifadelerden üzüldüğümü ziyadesiyle belirtmek isterim.
Şu bilinmelidir ki , Ak Parti büyük bir ailedir. Ak Parti mensupları arasında dostluk, kardeşlik, vefa , mevki ve makamlardan önde geldiğinin idrakinde olan biri olarak ,varsa  bu tür  çalışmaları ihanet olarak görmekteyim.
Şahsımı bilen bilir.
Yaşantımızda kişisel mevki , makam ihtiraslara düşerek fitne ortamında hiçbir zaman bulunmadık , bulunmaktan da  Allah'a sığınırım.
Ülkeme, Milletime ve Ak Parti’ye hizmet amaçlı verilecek her türlü göreve hazır olduğumuzu açık yüreklilikle söylüyorum.
          Devletimin, Milletimin ve Kurucusu olduğum Ak Parti'nin bir neferi olarak hizmet etmeye devam edeceğimin bilinmesini saygıdeğer kamuoyuna ve şahsımı tanıyan dost ve arkadaşlarımın bilgilerine arz ediyorum.
Selam ve dua ile.

Yavuz Subaşı

14/04/2016


12 Nisan 2016 Salı


NEDEN BAŞKANLIK SİSTEMİ - 11


YENİ ANAYASA VE TÜRKİYE MODELİ BAŞKANLIK SİSTEMİNDE
DAHA GÜÇLÜ VE ETKİN BİR MECLİS.
EVET.
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK SİSTEMİNE EVET.

5 Nisan 2016 Salı




Gazi Osman Paşa (1833 - 1900)


5 Nisan 1900 yılında vefat eden Plevne kahramanı Gaziosmanpaşa'yı rahmetle anıyoruz.

Gazi Osman Paşa, Tokat'ta doğdu. Asıl adı Osman Nuri'dir.
Babası, İstanbul kereste gümrüğünde katip olan Mehmed Efendi, annesi Şakire Hatun'dur. Ailenin tek erkek çocuğu olan Osman Nuri, henüz yedi sekiz yaşlarında iken ailesiyle birlikte İstanbul'a babasının yanına gitti. Sırasıyla Askeri Rüştiye, Askeri İdadi ve Mekteb-i Harbiyye okullarını bitirdi.


Çeşitli görevlerde bulunan Gazi Osman Paşa, 1859 yılında Osmanlı Devleti'nin nüfus sayımı ile kadastro usulünde haritasının çizilmesinin kararlaştırılması ve bu arada Bursa ilinden başlanması üzerine bu göreve askeri temsilci olarak tayin edildi. 1866'da Girit'te baş gösteren Rum isyanı dolayısıyla buraya yollandı.
Birçok askeri başarı elde etmiş olan Gazi Osman Paşa, asıl şöhretini Sırp prensi Milan'ın 2 Temmuz 1876'da Osmanlı Devletine savaş ilan etmesi esnasında, Rus generallerinin kumanda ettiği Sırp ordusunu bozguna uğratması ile elde etti. 1877-78 Osmanlı Rus savaşları sırasında Plevne'yi başarı ile savundu ve bu savaş sonunda kendisine "gazilik" ünvanı verildi. Askeri şahsiyeti yanında siyasi faaliyetlerde de bulundu. İstanbul'daki dini grupların birleşmesini sağladı. Sarayda bulunduğu süre içinde dış politika konularında Sultan İkinci Abdülhamid'i etkilemeye çalıştı. Gazi Osman Paşa, 5 Nisan 1900 yılında, Cuma günü vefat etti ve Fatih Sultan Mehmed türbesi yanına gömüldü.
Gazi Osman Paşa, iyi derecede Arapça, biraz da Farsça ve Fransızca biliyordu. Ferik Neşet Paşa'nın kız kardeşi Zatıgül Hanımla evlendi. Sultan İkinci Abdülhamid kendisini çok takdir ettiği için iki kızını, Gazi Osman Paşa'nın iki oğlu ile evlendirmiştir.

Yavuz Subaşı
05/04/2016


3 Nisan 2016 Pazar




         Son zamanlarda sık sık kullanılmaya başlayan bir kelime var.”Mankurt”.
Bu kelime ile ilgili kısa bir çalılma yaptım bilginize sunuyorum.

Mankurt  ve Mankurtlaşma ;
         Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen mankurt ifadesi  bilinçsiz köle olarak tanımlanmaktadır.
         "Mankurtizm" "sosyal kimlik değiştirme ve öz köküne yabancılaşma" temalarını karşılayan bir terim olarak sosyal psikoloji literatüründe yerini almıştır. Köksüz insanlar ortaya çıkınca "mankurtizm" hali olur."
 Orta Asya halkları arasında çok yaygın bir İşkence ve zihin kontrol yöntemiydi.
Bir insanı mankurt yapmak istediklerinde:
1.   O kişinin kafası (saçları) iyice kazınır,
2.   Kafasına devenin boyun derisi iyice gerdirilirek geçirilir,
3.   Kafasında deve derisi bulunan Mankurt adayı sıcak çölde güneş altında birkaç gün bırakılırdı.
Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve kafaya iyice yapışır. Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlarda yeniden uzamaya başlar , deri kafaya o kadar yapışır ki zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez. Bu nedenle saçlar uzamaya vücudun dışı yönünde değil de kafanın içine doğru uzamaya başlar. Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip beyne doğru ilerlemesiyle mankurt büyük acılar çeker. Bu acılara dayanamayan mankurt bir müddet sonra kuklaya döner. Hafızasını yitirir, anne-babasını dahi tanımaz. Aklını çalıştırıp düşünemez hale gelir.  Sahibi ne söylerse ona itaat eder. . Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.
         Mankurt bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir.
Günümüzde modern işkence ve zihin kontrol yöntemlerinin kullanılması nedeniyle Mankurt tekniği geçmişte kalmıştır.
         Mankurtlaşmak; insanların, başka insanları köleleştirmek için kullandıkları  adi bir yöntemdir.  Geçmişten günümüze insanoğlunun hemcinslerine uyguladıkları bir zulümdür.
          İlk defa Çinliler, daha sonrada Ruslar kullanmışlar. Bu gün farklıyöntemlerle Amerika kullanmaktadır. En büyük insanlık suçudur.  
 Çağımızda insanları mankurtlaştırma yöntemi de Değişmiş bulunmaktadır.    
         Mankurt düşünce yetisini kaybetmiştir; aklını kullanamaz. Başkaları onun yerine düşünür ve onu istediği şekilde adeta bir köpek gibi yönlendirir. Mankurt işitmez, görmez, körü körüne taklit eder, aklını sahiplerine teslim etmiştir. Mankurtlaşan kişi hayvan gibidir. Bir hayvan gibi itaat eder. Onun için biçilen rolü uygular. Kendisinden başkasını düşünmez. Arzuları ve istekleri, bedeninin gereksinimleri onun için çok önemlidir. Heva ve hevesinin esiri olmuştur. Mankurtlaşan kişi toplumundan uzaklaşmış, kimliğini kaybetmiş, yabancılaşmıştır.
         Bu gün dünyada egemen olan kültürün istediği şekilde, yönlendirdiği şekilde bir mankurtlaşma operasyonu yapılmaktadır. İnsanlara asılları unutturulmakta benliklerinin ve iradelerinin yitirilmesi amaçlanmakta, güdülen bir sürü olmaları, efendilerine kayıtsız şartsız itaat etmeleri istenmektedir. Kültürüne, diline, dinine, tarihine, örf ve adetlerine, kısacası bütün öz değerlerine yabancılaşmış yığınlar sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın büyük sorunudur.  
         Kendi toplumuna, kendi kültürüne, kendi değer yargılarına, kendi inanç ve geleneklerine yabancılaşan bireylerin; toplumuna, kültürüne ihanet etmesi sık gözlemlenebilen bir durumdur.   Bu ihanetin nedeni;   düşünememeleri ve kimlik bunalımında olmalarıdır.
         Ve mankurt olan insanların çoğalmaya başladığı toplumlarda ;
Kültürel değerlerine yabancılaşmış, benliğinden utanır olmuş, kimliğini kaybetmiş, cinnet geçiren bir toplum;
Suç işlemenin olağanlaştığı, intiharların çığ gibi arttığı, ailelerin parçalandığı, cehaletin kol gezdiği, ahlaki olarak çökmeye yüz tutmuş bir sosyal yapı;
Dinini, dilini, kimliğini, tarihini unutan bir topluluk.
         Sözün sonunda Mankurt olup olmadığını(mı)zı bu yazıyı okuyarak okuyanların takdirine bırakıyorum.

Yavuz Subaşı
3 Nisan 2016