31 Mart 2022 Perşembe

 


 

 

Rusya-Ukrayna arasındaki savaş bir ayını doldurdu.

Türkiye’mizden başka, Cumhurbaşkanımız ,

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan başka gerçekten barış ve ateşkes için çalışan kimsenin olmadığını tüm dünya gördü.

Taraflar İstanbul’a geldiler, görüşmelere başladılar.

Toplantıya katılan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ayakta alkışlanmıştır.

Tüm dünya bize onur verecek bu girişimden övgü ile bahsederken, Türkiye’mizdeki muhalefet ise bir kap manda yoğurdu üzerinden gündemi sulandırmaktadırlar.

Sadece gündemi sulandırmakla kalmıyorlar, zihinlerinde yer etmiş olan Mandacılık düşüncesini, bir kap manda yoğurdu ile subliminal mesaj ile açığa çıkarmaktadırlar.

Birçok defalar gündeme getirdik.

Türkiye’mizin en büyük sorunu muhalefet sorunudur demiştik.

Bunun için Türk devleti ve o’nun lideri dış politikada adil olduğu için, savaşan iki düşman ülkenin heyetleri tarafından ayakta alkışlandı.

Dünya tarihinde savaşan ülkelerin taraflarının alkışladığı bir başka tablo var mıdır, hayır yoktur.

Bu başarı Türk devletinin ve Türk dış politikasının başarısıdır.

Bu başarı  maalesef bir kap manda yoğurdu ile gündem dışı tutulmak kafa karışıklığına sebep olmak istenmektedir.

 Daha birkaç ay öncesinde aralarında kongre üyesi olan ABD ve AB’deki bazı siyasi otoriteler Türkiye’nin NATO üyeliğinin gerekliliğini sorguluyordu. Muhalefet ‘de alkışlıyordu Türkiye’nin tecridi ile ilgili bu sözleri.

Türkiye ise cevabını Dolmabahçe’de verdi, barış için umudun öncüsü oldu. NATO’daki farkını da herkese gösterdi.

Türkiye , NATO’nun yapamadığını yaptı.

Ukrayna'da savaşın başlamasından bu yana Türkiye, devam eden krize özenle bir çözüm aramıştır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, adeta
BM genel sekreterliği görevini üstlenmiş durumda çabalamıştır. 

Türkiye, bir NATO üyesi olarak tarafsız, ilkeli ve barışçıl bir duruş sergilemiş, Rusya'yı Ukrayna ile uzlaşmaya ikna etmek için Moskova ile diyalog kurmayı başarmıştır. 

Bağımsızlık ruhunu hazmedemeyenler, tarihine, kültürüne ve milletine yabancı olanlar, NATO’yu demokrasi için bir yol olarak gördüklerini söyleyenler hiç düşünmeden NATO taraftarı olurken biz büyük Türkiye'nin safında yer tuttuk, tutuyoruz.

Değerli Basın Mensupları,

6+1 ittifak,

Milletsiz ittifak,

‘Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş’ ittifakı,

Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun ittifakı,

Her geçen gün ülke ve dünya gündemi ile ilgisi alakası olmayan konularda açıklamalar yapıyorlar.

 Güler misin? Ağlar mısın?

İP Genel Başkanı ve İP Yetkilileri “Çamur at, izi kalsın” politikasında CHP Genel Başkanı ile yarışmaya devam ediyorlar.

Birileri Meral Akşener’e fena gaz vermiş.

En son diline doladığı yalan ise 1915 Çanakkale Köprüsü’nün yapımı ve maliyeti üzerine oldu.

Bir kadın Genel Başkan’a yakışmayan üslup ve tavrı kınıyorum,

“Bay Kriz” yakıştırmasını kendi partisinin “Kerestelerine” iade ediyorum.

Neymiş?

Hong Kong-Çin Köprüsü’nün KM maliyeti, 360 Milyon Dolar’mış.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün KM maliyeti ise 900 Milyon Dolar’mış.

İP Genel Başkanı soruyor gibi yapıp, örtülü yolsuzluk mesajı vererek Milletimize fitne tohumları saçıyor.

Yazık, Meral Hanım yazık!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sn. Adil Karaismailoğlu bu kuyruklu yalana, iftiraya cevap verdi.

Ama bunların amacı doğruyu öğrenmek değil.

Amaçları yalan söylemek, amaçlar çamur atmak…

Başka bir şeyden de anlamazlar zaten!

Sayın Bakanımız köprü maliyetini açıklarken İP Genel Başkanı acaba utandı mı?

1915 Çanakkale Köprüsü’nün maliyeti, 1 Milyar 750 Milyon Avro.

Uzunluğu 4,6 KM.

Basit bir matematik işlem yapalım:

1 Milyar 750 Milyon Avro’yu KM’ye bölelim,

380,4 Milyon Avro.

Bu rakam 418,7 Milyon Dolar yapar.

1915 Çanakkale Köprüsü, dünyanın en uzun asma köprüsüdür.

En son teknoloji uygulanmıştır.

İP Genel Başkanı’nın ifadesi; “900 Milyon Dolar” diyor.

Sayın Bakan; “418,7 Milyon Dolar” diyor.

İP Genel Başkanı’nın verdiği örnek; 4 sene önce yapılmış ve ‘viyadük-köprü-tünel’ sistemi. Yani asma köprü değil.

Bunların yalanlarını Milletimizin vicdanına havale ediyorum.

Kıskançlık ve hasetlerinden çatır çatır çatlayacaklar.

Yazıklar olsun!

Değerli Basın mensupları,

Bir çift sözümde SP Genel Başkanı Temel Bey’e olacak.

Neymiş, Merhum Erbakan Hoca yaşasaymış CHP ile hareket edermiş.

Bu sözleri duyunca şaşırdım, çok şaşırdım.

Bizim bildiğimiz Temel Bey değil, başka bir Temel Bey var.

Temel Beye bazı konularda Merhum Erbakan hocamız ile ilgili bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum.

 Temel Bey, Erbakan hayatı boyunca CHP zihniyeti ile mücadele etmiştir.

Temel Bey, Erbakan hayatta olsaydı okullara Kur’an-ı Kerim dersi koyan, Peygamberimizin hayatını ders olarak okutan Recep Tayyip Erdoğan’ı alkışlardı.

Temel Bey herhalde unutmamıştır. Merhum Erbakan’ı ilerlemiş yaşında hapse girmekten kurtaran CHP’nin karşı çıkmasına rağmen yasal değişikliği yapan Recep Tayyip Erdoğan‘dır.

Merhum Erbakan’ın siyasi hedeflerinin hepsini Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirdi.

Merhum Erbakan’ın rüyası Ayasofya’yı ibadete açan Recep Tayyip Erdoğan ve Ayasofya’nın ibadete açılmasının iptali için mücadele eden CHP değil miydi?

Hatta ve hatta bırakın Ayasofya’yı ibadete açmayı, Sultanahmet, Süleymaniye müze yapılmalıdır diyen CHP değil miydi?

Merhum Erbakan’ın rüyası Taksim camiini ibadete açan Recep Tayyip Erdoğan, karşı çıkıp ‘camiye ne gerek var’ diyen CHP değil miydi?

Merhum Erbakan’ın 1999 seçimlerinde ilk Başörtülü Milletvekili olan Merve Kavakçı’ya karşı çıkıp, Milletin seçtiği vekile yemin ettirmeyen, vatandaşlıktan atan zihniyet hangi zihniyetti?

Sahi, Erbakan hayatta olsaydı Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’nu mu desteklerdi Recep Tayyip Erdoğan’ı mı desteklerdi.

 Temel Bey, Merhum Necmettin Erbakan, Batı emperyalizmi ve onların yerli uşaklarına meydan okuyarak, yeni bir siyaset inşa etmiş, milletin yeniden kendi tarihine, değerlerine ve kimliğine dönmesi için bir ömür tüketmiş kıyamet kopsa ülke aleyhine, vatan aleyhine, bayrak aleyhine Batıcılarla uzlaşmayacak bir liderdi.

Merhum Erbakan CHP ile yaptığı koalisyonda küçük ortak idi ama büyük ortak gibi hareket ediyordu.

Ya Temel Bey, adeta CHP’nin yörüngesinde hareket eden bir görünümde.

Sözlerimin sonunda Cumartesi günü başlayacak Mübarek Ramazan ayımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

 

30.03.2022

Yavuz SUBAŞI

AK Parti Balıkesir Milletvekili

 


22 Mart 2022 Salı

 


22.03.2022

İKTİDAR YAPAR, MUHALEFET ÇAMUR ATAR!

18 Mart Çanakkale Zaferimizin yıl dönümünde 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışını gerçekleştirdik.

Güney Kore Başbakanı taa.. Güney Kore’den kalkıp geliyor…

Bizim evlere şenlik muhalefet ise bırakın gelmeyi, sosyal medyalarından ‘hayırlı olsun’ mesajını bile çok gördüler.

Allah bu muhalefeti, milletsiz ittifakı, ‘tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş’ ittifakını , 6+1 ittifakını bildiği gibi yapsın.

1915 Çanakkale Köprüsü’nü niçin yapmışız biliyor musunuz?

Eser siyaseti için yapmışız.

Çanakkale Zaferi’ni Atatürk ile anmamak için bu köprüyü yapmışız.

Şaşırdık mı?

Kendi adıma söyleyeyim, şaşırmadım.

Çünkü bu muhalefet, daha önce yaptığımız muhteşem eserler içinde akıllara gelmeyecek açıklamalarda bulunmuşlardı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 59 Metre genişliği ile dünyanın en geniş köprüsüdür.

Niye bu kadar geniş yapıldı? dediler.

2.164 Metre uzunluğu ile üzerinde raylı sistem olan dünyanın en uzun asma köprüsüdür.

‘Raylı sisteme ne gerek vardı?’ dediler.

Marmaray’ı yaptık, beğenmediler.

Avrasya tünelini yaptık, beğenmediler.

‘Denizin altından gidiliyor, neden denizi göremiyoruz’ dediler.

İstanbul-İzmir arası yolu 4 saate indirdik. Güvenli-konforlu muhteşem bir yol. Buna bile itiraz ettiler.

‘Neden parasız değil?’ dediler.

Avrupa’nın en büyük havalimanını yaptık. ‘Atatürk’ün ismini kaldırmak için yapıldı.’dediler.

Şehir hastanelerini yaptık,

Tünelleri, yolları yaptık,

‘Müteahhitlerinizi zengin etmek için yapıyorsunuz’ dediler.

İHA-SİHA yaptık,

Savunma sanayiinde tarih yazdık, şerefli ordumuza hakaret ettiler. ‘İnsan öldürmek için çalışıyorsunuz.’dediler.

Onlar kıskandılar, çekemediler, demedik laf bırakmadılar.

Ama biz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bu boş ve anlamsız sözlere aldırmadan çalıştık, çalıştık ve yaptık.

‘Yaparsa AK Parti Yapar’ dedik, 

‘Yaparsa Recep Tayyip Erdoğan yapar’dedik.

Ve yaptık.

Milletimiz için çalıştık.

Türkiye’mizi dünya lideri bir ülke yapmak için çalıştık.

Muhalefet kendisine yakışanı yapıyor.

Biz de kendimize yakışanı yapıyoruz.

Vesselam, bizi izlemeye devam edin…

Yavuz Subaşı

Balıkesir MV.

 

 


21 Mart 2022 Pazartesi

 


21.03.2022

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI ÜZERİNE

 Rusya – Ukrayna Savaşı Batının ikiyüzlülük ve tarafgirliğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.Ukrayna için dünya ayağa kalktı. Ama Maalesef  aynı dünya Bosna’da sessiz kaldı.

Nerede Müslüman katliamı varsa , orada  dünya katliama sessiz kaldı.

Görmedi-duymadı-ilgilenmedi.

Ukrayna için Rusya’ya uygulanan ambargo, nedense Sırplara uygulanmadı.

İki yüzlü  , çifte standartlı Avrupa, Suriye’den Avrupa’ya giden insanları sırf Müslüman oldukları için kabul etmezken, botları batırılırken, ölüme terk edilirken, Ukraynalıgöçmenlere kapılar ardına kadar açılıyor.

Bu farklı uygulama Haçlı zihniyetinin hortlamasının işareti midir diye sormak istiyorum.

Barışçıl bir ülke olan Türkiye, savaşın hiçbir tarafında değildir.

Savaş yanlısı değildir.

Türkiye , Ukrayna krizinde tarafsızlık ilkesi içerisinde başarılı bir mekik diplomasisi uygulamıştır.

Türkiye uyguladığı barışçıl diplomasi ile her iki ülkeninde güvendiği bir ülke konumuna gelmiştir. Her iki ülkede Türkiye’nin garantör devlet olmasına sıcak baktıklarını açıklamışlardır. İşte bu güven sonucu  Antalya, bu savaşın barışa çevrilmesinin, müzakerelerin merkezi olmuştur.

Rusya-Ukrayna savaşı bir kere daha göstermiştir ki, Türkiye eski Türkiye değildir.

Türkiye, emir alan, talimatla hareket eden bir Türkiye değildir.

Merkez ülke olarak hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya barışı tavsiye edip uyarmıştır.

Ukrayna’yı tahrik edip, kışkırtan ülkeleri uyarmıştır.

Türkiye, bölgesel güç olduğunu bu etkin diplomatik girişimleriyle bir kere daha göstermiştir.

Bir kere daha Türkiye’nin, Cumhurbaşkanımız Sayın  Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün haklılığı ortaya çıkmıştır.

“Barış!”

“Barış!”

“Barış!” diyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.