DOĞAL AFETLER VE SONRASINDA YAPILAN
5.KOL FAALİYETLERİ…
Beşinci kol, fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevi etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevi yıkıcı çalışmadır.
Günümüzde bu tür faaliyetler özellikle sosyal medya ve iletişim teknolojileri kullanılarak sistemli ve kolektif şekilde uygulanmaktadır.
Ülkemiz son 10 yılda bu tür etkilerle en fazla hedef alınan dünyadaki ilk üç ülke arasındadır.
Geçmişten günümüze özellikle terör saldırılarının yoğun olduğu dönemlerde beşinci kol faaliyetlerinin harekete geçtiğini görürüz.
Ancak terörün özellikle yurt içinde bitirilmesi ve müteakiben yakın sınır civarındaki terörün yaşam alanlarının yok edilmesiyle beşinci kol faaliyetlerinin şekil değiştirdiğine şahit oluyoruz.
Mesela, 5. Kol çalışmalarında Terörden umduklarını bulamayanlar,
DOĞAL AFETLERİ BİRER FIRSAT ARACI OLARAK KULLANMAYA ÇALIŞIYORLAR.
Aynı şekilde ; ülkemizin kuzeyinde yaşanan sel baskınlarında, pandemi sürecinde, hatta 15 Temmuz hain kalkışmasında da beşinci kol elemanlarının neredeyse eş zamanlı olarak devreye girdiklerini gördük.
Ve bu manipülatif eylemlerin her zaman olduğu gibi demokrasi, düşünce özgürlüğü, hukukun üstünlüğü gibi evrensel hümanist kavramlarla kamufle edilmeye çalışıldığına tanıklık ettik.
Biz biliyoruz ki , BEŞİNCİ KOL FAALİYETLERİ DIŞA BAĞIMLI , DIŞTAN EMİR VE TALİMAT ALAN ÖRGÜTLÜ BİR STRATEJİDİR.
Ülkelerin varlıklarını devam ettirmesi bir insanın hayatta kalması için verdiği mücadele gibidir.
Bundan sonrada başta doğal afetler olmak üzere ülkemiz için herhangi bir hassas durumun yaşanması esnasında yine beşinci kolun Türkiye'deki uzantıları dışarıdan kendilerini yöneten güçlerle koordineli olarak ülkemize karşı manevi yıkıcılık eylemlerine maalesef devam edeceklerdir.
Bütün bunlardan anlamamız gereken şey , çıkarmamız gereken sonuç günümüzde beşinci kol faaliyetlerinin hedef alınan ülkelere karşı sürekli ve kesintisiz şekilde devam ettirilen örgütlü bir strateji olduğudur.
Sadece doğal afetler de değil bulabildikleri bütün hassasiyetleri birer istismar aracı olarak kullanmaktan çekinmeyeceklerdir.
Neden ?
Çünkü ülkemizin güçlenmesi emperyalist güçlerin güç kaybetmesi anlamına gelmektedir ki bunu asla istemezler.
Bu nedenle devletimizin iç savunma mekanizmalarının kurumsal anlamda güçlendirilmesi önem arz etmektedir.
Dezenformasyonla mücadelenin sistemli olarak çok boyutlu ve çok yönlü sürdürülebilmesi kurumsal örgütlenmenin güçlendirilmesiyle mümkün olabilir.
Yüzyılın felaketi olarak adlandırılan 2023 yılında yaşadığımız büyük deprem afeti nedeniyle yaralarımız derin ve acılarımız büyük oldu.Ancak kendi yaralarımızı yine kendimiz sarıp, acılarımızı birbirimize daha çok kenetlenerek dindirmeye çalıştık.
Bunun yanında ülkemizin olası doğal afetlere karşı hazırlık seviyesini yükseltebilmek için başta kanuni birtakım düzenlemelerin yapılması olmak üzere kentsel dönüşümün hızlandırılması, özellikle kamu gücüyle yeni kentsel yaşam alanlarının tesisi, bazı riskli bölgelerin seyrekleştirilmesi gibi aslında ülke çapında ciddi dönüşüm hamlelerinin başlatılması da önem arz etmektedir.
Gel gör ki 2023 depreminden ders alınmadı ve Belediyelerin binaların yenilenmesi ile ilgili çalışmaları yok denecek kadar az oldu.
Bu nedenle devlet millet iş birliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.
Afetler söz konusu olduğunda Siyasi kaygılara düşmeden ve enkaz siyaseti yapmadan hep birlikte el ele verme zamanındayız, tabii ki yaraları sarmak isteyenlerle.
Depremlerde en az can kaybı olacak günler için birlik zamanı…
25.04.2025- Kuala Lumpur.
Yavuz Subaşı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder